6 Ekim 2025 Pazartesi

Toplum ve Siyaset Felsefesi


"Toplum felsefesi" (social philosophy) felsefenin en temel ve en köklü alanlarından biridir. İnsan ve toplum arasındaki ilişkiyi, toplumsal yapıların doğasını ve toplumsal yaşamı düzenleyen normları inceler. Sözlük tanımıyla, toplum ile toplumsal olayların doğasını, özünü, anlamını, kapsamını ve içeriğini araştıran felsefe alanıdır.

Toplum felsefesi, genellikle siyaset felsefesi, etik ve hukuk felsefesi gibi diğer alanlarla iç içe geçmiştir. Ayrıca toplumu konu alan diğer disiplinlerin kesişim kümesindeki alanda meta düşünceler üreterek onlara yön veren bir işlevi de vardır. Yine de alanın sınırları net değildir.

Nitekim, Jurate Morkuniene “Çağdaş toplumsal felsefenin kesin ve kısa bir tanımını yapmak kolay değildir. Bu, her şeyden önce, bunu deneyen kişinin değer yargılarının düzeyine ve felsefenin özünü ve görevlerini nasıl algıladığına bağlıdır. Farklı yazarların konuya, sorunların kapsamına ve modern toplumsal felsefenin hedeflerine dair kendi anlayışları vardır. Çağdaş sosyal felsefe, toplum ve kişi gibi en karmaşık ve hızla değişen nesnelerini genelleştirdiği için tek anlamlı olarak tanımlanmış bir alan değildir. Bu anlamda sosyal felsefe her zaman eksik, görece açık ve dolayısıyla geçici, teorik olarak "kusurlu", "sistematik olmayan" ve savunmasız bir teoridir. Bu, sosyal felsefenin tanımlanabildiği, kendine özgü bir araştırma nesnesi ve hedefleri ve yöntemleri olduğu için göreli olduğu anlamına gelmez.” diyerek durumu betimler.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda durum çok daha karmaşık. İnsan artık zirvede konumlanmıyor. Aktörler ağ içinde anlam buluyor. Toplum, doğa karşısında eşit bir statü içinde yorumlanıyor. Kimlikler iktidar alanının içinde oluşuyor.  Toplum ve birey arasındaki gerilim, infosfer’in muğlak ortamında yeni düşünsel alanlarda çözümleniyor.

Başlangıçta Toplum ve Siyaset Felsefesi’ni ayrı başlıklar altında planlamıştım. Ancak konuları ortak bir başlık altında paylaşmanın daha doğru olacağını düşündüm. Aşağıda bazı belirlemeler yer alıyor. Okuyucu kendi yorumuna göre bağlantıları oluşturacaktır.

Toplum ve Siyaset düşüncesi bağlamında 21.yy. ın neler getirdiğini giriş niteliğinde göstermeyi amaçlıyorum. Uyarılara açık olan aktarımların, alan dışındaki meraklılara yol göstermesini diliyorum.

B.Berksan

Not: Etkisi ve tanınırlılığı ile burada yer alması gerektiğini düşündüğünüz felsefeciler için not bırakabilirsiniz.

Toplum Felsefesi ve Siyaset Felsefesi...21.yüzyıl perspektifiyle bu iki alana giriş yapmadan önce, ikisinin sınırlarını nasıl çizelim. Alt kümelerini nasıl ayırabiliriz.

21. yüzyılda, teknoloji ve küreselleşmeyle birlikte bu iki alanın sınırları giderek daha fazla bulanıklaşıyor.

Öncelikle, bu iki alanı en temel sorularıyla ayıralım:

  • Siyaset Felsefesi: Esas olarak iktidar, otorite ve meşruiyet sorularıyla ilgilenir. Temel sorusu şudur: "Bir devlete neden itaat etmeliyiz? Adil bir yönetim nasıl olmalıdır?" Siyaset felsefesi, yönetişim biçimlerini (demokrasi, monarşi, vs.), insan haklarının kaynağını ve adaletin toplumsal dağılımını inceler.
  • Toplum Felsefesi: Esas olarak toplumsal ilişkiler, normlar ve kurumlar sorularıyla ilgilenir. Temel sorusu şudur: "İnsanları bir arada tutan nedir? Toplumsal yaşam nasıl şekillenir?" Toplum felsefesi, aile, kültür, normlar, toplumsal cinsiyet rolleri ve piyasanın ahlaki boyutu gibi konuları inceler.

Sınırların Bulanıklaşması

Geleneksel olarak, bu iki alan birbirinden ayrılıyordu. Siyaset felsefesi "devletin ve yasanın" alanını, toplum felsefesi ise "sivil toplumun" alanını inceliyordu.

Ancak günümüzde, bu ayrım giderek anlamsızlaşıyor. Siyaset, artık sadece yasalardan ibaret değil; kimlik, kültür ve toplumsal normlar üzerinden de işliyor. Aynı şekilde, sosyal meseleler de (çevresel sorunlar, ekonomik eşitsizlikler gibi) doğrudan politik kararların konusu haline geliyor. Bu durum, daha önce konuştuğumuz biyo-iktidar kavramıyla birebir örtüşüyor; çünkü bu, siyasetin biyolojik ve toplumsal yaşamın en mahrem alanlarına nüfuz etmesidir.

Bu bulanıklığa rağmen, her iki alanın da kendine özgü alt kümeleri bulunmaktadır.

Siyaset Felsefesi Odak Noktaları

  • Devlet Teorisi: Devletin kökeni, amacı ve meşruiyeti.
  • Adalet Teorisi: Adaletin toplumsal olarak nasıl dağıtılacağı (John Rawls, Robert Nozick gibi düşünürler).
  • İnsan Hakları ve Özgürlük: Temel hak ve özgürlüklerin felsefi temeli.
  • Demokrasi ve İktidar: Demokrasinin farklı biçimleri ve iktidarın doğası.

Toplum Felsefesi Odak Noktaları

  • Toplumsal Normlar ve Gelenekler: Ahlakın, geleneklerin ve değerlerin toplum üzerindeki etkisi.
  • Aile ve Toplumsal Cinsiyet: Aile yapısının ve cinsiyet rollerinin felsefi incelenmesi.
  • Piyasa ve Etik: Piyasanın toplumsal ilişkileri nasıl etkilediği ve ahlaki sınırları (Michael Sandel'in eleştirileri gibi).
  • Toplum ve Kimlik: Topluluğun, kimlik oluşumundaki rolü (Alasdair MacIntyre gibi düşünürler).
                 🔎Manuel Castells       🔎Bruno Latour           🔎 Nancy Fraser             🔎Rahel Jaeggi
      🔎Sosyal Adalet
                 🔎John Rawls                   🔎 Martha Nussbaum    🔎Thomas Pogge          
      🔎 Sivil Toplum
      🔎Hukuk Felsefesi       🔎 Hukuk Felsefesi
               🔎  Joseph Ras                🔎John Finnis    
      🔎 İnsan Hakları
               🔎 Axel Honneth               🔎  Giorgio Agamben         🔎 Costas Douzinas
      🔎Adalet ve Eşitlik
               🔎  Richard Arneson       🔎  Iris Marion Young     🔎 Miranda Fricker
      🔎 Queer Teori 
               🔎 Judith Butler               🔎  Eve Kosofsky Sedgwick
                🔎 Thomas Christiano    🔎David Estlund
                🔎   Hillel   Steiner         🔎  Onora O'Neill
                🔎Will Kymlica              🔎Brian Barry
      🔎 Biyopolitika
                🔎 Giorgio Agamben       🔎Roberto Esposito
     🔎 Popülizm
                🔎 Ernest Laclau
                🔎 Wendy Brown            🔎 Jacques  Rancière      🔎Michael Hardt      🔎 Antonio Negri
                🔎  Massimo Dell'Utri      🔎  Lee McIntyre
                🔎  Edward Said              🔎 Gayatri Chakravorty Spivak      🔎 Homi Bhabha
                🔎 Robert Kurz                 🔎 Ernst Lohoff        
     🔎 Etkili Fedakarlık
                🔎   Peter Singer
               🔎   Harmurt Rosa

Not: Marksizm ve Post Marksizm'in 21.yy. daki görünümü ayrı bir konu olarak ele alınacaktır.

  
                   
         

28 Eylül 2025 Pazar

Teknoloji Üzerine Düşünme

Teknoloji, yalnızca araçların, makinelerin ya da algoritmaların toplamı değildir; o, düşüncenin biçimlerini, değerlerini ve dünyayla kurduğu ilişkiyi dönüştüren bir varlık alanıdır. 

Bu bölümde, teknolojiyi felsefi bir mercekten ele alıyoruz: varlık anlayışımızı yeniden kuran tekno-ontolojiden, yaşamın sınırlarını sorgulayan biyoteknoloji ve biyoetik tartışmalarına; savaşın ve güvenliğin anlamını dönüştüren askerî teknolojiden, kimliğimizi ve toplumsal dokuyu yeniden tanımlayan dijital teknolojiye; insan ile makine arasındaki sınırları bulanıklaştıran yapay zekânın etik ve ontolojik boyutlarına kadar uzanan bir düşünce haritası.

Burada her başlık, yalnızca kendi alanını değil, diğer alanlarla kurduğu köprüleri de görünür kılar. Çünkü teknoloji, felsefenin karşısında duran bir “nesne” değil; onunla birlikte var olan, onunla birlikte sorular üreten bir düşünce alanıdır.

Aşağıdaki bağlantılarda, teknolojinin karmaşık ve çok katmanlı yapısını anlamak için “Teknoloji şemsiyesi” altında konunun birçok yanını derlemeye çalıştım. Bu yolculukta, teknolojinin sadece kodlardan ve makinelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda insanlığın en derin korkularını, umutlarını ve ahlaki ikilemlerini yansıttığını göreceğiz.

Sayfalarımızda yer alan isimler kuşkusuz bu alanda düşünenlerin bir kısmını içermektedir. Teknolojinin, kontrol edilemez ve kendiliğinden gelişen doğası düşünüldüğünde, buradaki tezlerin dayanıklılığı da sorgulanabilir.

Yolu düşenlerin uyarıcı yorumları, biz meraklıların anlama sürecine katkı sağlayacaktır. B.Berksan.

🔎Teknoloji Felsefesi

🔎Teknoloji Felsefesi (21.yy)

           🔎Bernard  Stiegler

           🔎Ruha Benjamin

          🔎 Manuel Castells

         🔎 Albert Borgmann

         🔎  Donna Haraway

🔎Tekno Ontoloji 

        🔎  Yuk Hui 

       🔎  Peter-Paul Verbeek

🔎 Biyo Teknoloji ve Düşünce

                  🔎  Biyoteknolojinin toplumsal tarihi

       🔎   Mark Coeckelbergh

       🔎  Sheldon Krimsky

        🔎 Lucas Introna

     🔎    Biyo Etik

          🔎  Michael Sandel

          🔎 Julian Savulescu

          🔎 Nikolas Rose

🔎Askeri Teknoloji

🔎 Dijital Çağı Felsefe ile Yorumlama   

         🔎Byung-Chul Han

       🔎 Cesar Rendueles 
       🔎Sherry Turkle

🔎Düşünce Merceğinden Yapay Zeka

        🔎Toby Ord

        🔎Kate Crawford

      🔎Yapay Zeka Etiği

            🔎 Nick Bostrom

            🔎 Luciano Floridi      

     🔎  Yapay Zeka Ontolojik Boyut

🔎Aktör-Ağ Teorisi

             🔎 Bruno Latour

    🔎  Teknoloji ve Sermaye

🔎Karar Zamanı

Konu bağlamında

   🔎    Endüstri 4.0

   🔎  Yapay Zeka

        

       


21 Eylül 2025 Pazar

21. Yüzyıl Düşüncesinin (Felsefesinin) Çevre Duyarlılığı

İnsanın doğa ile kurduğu ilişki, 21. yüzyılın en temel varoluşsal sorunu hâline gelmiştir. Geleneksel felsefenin insanı merkeze alan ve doğayı pasif bir nesne olarak gören yaklaşımı, modern dünyanın yol açtığı ekolojik krizin derinliğini ve boyutlarını açıklamada yetersiz kalmaktadır. Bu durum, 21. yüzyıl düşünürlerini, çevreye dair köklü bir felsefi sorgulamaya yöneltmiştir.

Günümüz felsefesi, artık sadece çevresel sorunların sonuçlarını değil, bu sorunların arkasındaki düşünsel ve ontolojik (varoluşsal) nedenleri araştırmaktadır. Bu yeni bakış açısı, üç temel eksende şekillenmektedir:

  • Antroposen'in Kabulü: İnsan faaliyetlerinin artık gezegenin jeolojik süreçlerini etkilediği, yani insanın doğa üzerinde geri dönülmez bir güce sahip olduğu gerçeği, felsefi bir sorgulama alanı oluşturmaktadır.
  • İnsan-Merkezciliğin Reddi: Doğayı bir kaynak veya bir arka plan olarak gören, insanın diğer türler üzerindeki mutlak üstünlüğünü sorgulayan post-hümanist (insan-ötesi) yaklaşımlar öne çıkmaktadır.
  • Maddenin Eyleyiciliği: Cansız kabul edilen maddenin, kendi başına aktif bir güce sahip olduğu ve ekolojik süreçleri doğrudan etkilediği fikri, Yeni Materyalizm ve Aktör-Ağ Teorisi gibi felsefelerle tartışılmaktadır.

Sonuç olarak, 21. yüzyıl felsefesi, çevre duyarlılığını sadece bir ahlaki sorumluluk olarak görmekle kalmamakta, aynı zamanda bu krizin temelinde yatan varoluşsal sorulara yanıt aramaktadır. Bu yeni düşünce, sadece dünyayı anlamakla yetinmeyip, ona karşı nasıl bir duruş sergilememiz gerektiğine dair yeni kavramsal araçlar sunmaktadır.



🔎Çevre Felsefesi

       🔎 Arna Naes

             🔎 Derin Ekoloji (Makale)

 🔎Çevre Felsefesi (21.yy)

    🔎 Kara(nlık) Ekoloji

        🔎Timothy Morton

       🔎 Val Plumwood

🔎Çevre Etiği

       🔎Holmes Rolston

🔎  Antroposen Çağı

        🔎 Bruno Latour

        🔎Dipesh Chakrabarty

        🔎 Isabelle Strengers

  🔎Nesne YönelimliOntoloji

         🔎 Graham Harman


14 Eylül 2025 Pazar

Yeni Materyalizm

Sadece insanlar mı eylemde bulunur? Bir kayanın, bir algoritmanın veya bir virüsün kendi gücü, kendi sözü olabilir mi?

İşte Yeni Materyalizm, bu sorulara evet diyen ve modern felsefenin en canlı tartışmalarından birini başlatan bir düşünce akımıdır.

Yeni Materyalizm Nedir?

Yeni Materyalizm, Batı felsefesinin iki bin yıllık birikimine meydan okuyarak, dünyayı yalnızca insan merkezli bir bakışla anlamayı reddeder. Bu felsefe, maddenin pasif ve cansız bir varlık olmadığını, aksine aktif, dinamik ve kendi içinde bir "eyleyiciliğe" sahip olduğunu savunur. İnsanlar, artık dünyayı şekillendiren tek etken değildir; teknolojik sistemler, doğal olaylar ve hatta cansız nesneler de kendi yörüngelerinde hareket eden ve etki yaratan varlıklardır.

Bu yaklaşım, dünyayı hiyerarşik bir düzen yerine, her şeyin birbirine bağlı olduğu yatay bir ağ olarak görür. İnsanın doğaya karşı üstünlüğünü reddederek, ekolojik krizden teknolojik gelişmelere kadar pek çok konuya yeni bir perspektif sunar.

Peki, Bu Felsefe Kime Hizmet Ediyor?

Yeni Materyalizm, her ne kadar radikal ve özgürleştirici görünse de, eleştirel bir karşıtlık da barındırır. Bu eleştiriye göre, Yeni Materyalizm'in sunduğu "insan-merkezciliği terk etme" tezi, aslında geç kapitalizmin ideolojik bir yansıması olabilir.

Modern kapitalizm, algoritmaların, otomasyonun ve finansal akışların devasa güçler olarak ortaya çıktığı bir döneme girmiştir. Bu sistem, insan emeğini ve iradesini giderek önemsizleştirerek, insanı merkezden zaten çıkarmaktadır. Yeni Materyalizm'in, bu non-human (insan dışı) aktörlerin gücünü ve ajanlığını vurgulaması, ironik bir şekilde, bu de-insanileştirici süreci felsefi olarak meşrulaştırıyor olabilir. Bu eleştirel bakış açısı, Yeni Materyalizm'i, sermayenin "meta-fetişizmini" (soyut güçleri kutsama eğilimini) felsefi bir kılıfla sunmakla suçlar.

Sonuç olarak, Yeni Materyalizm, hem çağımızın temel sorunlarına ayna tutan hem de bu sorunların altında yatan ideolojik yapıya dair derin soruları beraberinde getiren, paradokslarla dolu bir düşünce akımıdır.

🔎 Materyalizm

🔎 Yeni Materyalizm

         🔎  Manuel DeLanda

         🔎  Karen Barad

         🔎  Jane Benett

     

7 Eylül 2025 Pazar

Realizmler

Felsefe tarihi boyunca “gerçeklik” sorusu, düşüncenin en ısrarlı ve en tartışmalı alanlarından biri oldu. Antikçağ’dan moderniteye, moderniteden günümüze uzanan çizgide, “dış dünya”nın varlığı, doğası ve bilinebilirliği üzerine verilen yanıtlar, yalnızca teorik değil, kültürel ve politik sonuçlar da doğurdu. Burada, üç farklı dönemin üç ayrı gerçeklik anlayışını — Realizm, Yeni Realizm ve Spekülatif Realizm — bir arada sunarak hem sürekliliği hem de kopuşu görünür kılmayı amaçladık. B.Berksan

1. Realizm (Gerçekçilik)

  • Tez: Dünya, insan zihninden bağımsız olarak vardır; bilgi, bu bağımsız gerçekliğin doğru temsillerini elde etme çabasıdır.
  • Anti-tez: Algı ve bilgi, daima öznel koşullar ve dilsel yapılar tarafından biçimlenir; “çıplak gerçeklik”e doğrudan erişim mümkün değildir.
  • Sentez: Nesnel gerçeklik vurgusu korunurken, bilginin her zaman belirli tarihsel, kültürel ve dilsel çerçeveler içinde üretildiği kabul edilir.

2. Yeni Realizm

  • Tez: 20. yüzyıl başında, idealizme ve aşırı öznelciliğe tepki olarak, algı ile nesne arasındaki doğrudan ilişki yeniden vurgulanır; nesneler zihinden bağımsızdır ama algı yoluyla doğrudan deneyimlenebilir.
  • Anti-tez: Algının doğrudanlığı iddiası, bilişsel bilim ve fenomenoloji tarafından sorgulanır; algı her zaman yorumla yüklüdür.
  • Sentez: Nesnelerin bağımsız varlığı kabul edilir, ancak algının yorumlayıcı doğası da hesaba katılır; böylece hem bilimsel hem fenomenolojik boyut bir arada tutulur.

3. Spekülatif Realizm

  • Tez: İnsan-merkezci felsefeler (Kant sonrası gelenek, postmodernizm) gerçekliği yalnızca insan deneyimi üzerinden düşünür; oysa gerçeklik, insanın erişiminden bağımsız olarak vardır ve düşünülebilir.
  • Anti-tez: Spekülatif Realizm’in bazı versiyonları, metafizik spekülasyonu aşırı genişleterek ampirik temelden kopabilir.
  • Sentez: İnsan-sonrası bir gerçeklik anlayışı, hem ontolojik spekülasyonu hem de bilimsel verileri besleyen, çok-disiplinli bir çerçevede geliştirilebilir.

Neden Birlikte? Realizm, temeli; Yeni Realizm, modern dönemin düzeltmesini; Spekülatif Realizm ise çağdaş felsefenin radikal açılımını temsil eder. Birlikte ele alındıklarında, hem sürekliliği hem de kopuşu gösteren bir düşünce atlası ortaya çıkar. Bu üçlü, 21. yüzyıl düşüncesinde Posthümanizm, Nesne Yönelimli Ontoloji ve Metamodernizm gibi başlıklara doğrudan köprü kurar.



🔎Realizm (Gerçekçilik)

🔎Yeni Gerçekçilik

     🔎 Maurizio Ferraris

    🔎 Mario de Caro

    🔎 Markus Gabriel

🔎 Spekülatif Realizm

   🔎 Quentin Meillassoux

   🔎 Ray Brassier

   🔎 Graham Harman


31 Ağustos 2025 Pazar

Hümanizm'den Transhümanizm'e

İnsan nedir? Bu soru, felsefenin en eski ama en dinamik sorularından biridir. Hümanizm, bu soruya verilen tarihsel bir yanıttır — ama yalnızca bir tanım değil, bir çıkış stratejisidir. Ortaçağ’ın teolojik merkezli, hiyerarşik ve dogmatik insan anlayışına karşı, hümanizm insanı akıl, etik ve özgürlük kapasitesiyle yeniden tanımlayarak evrenin merkezine yerleştirdi. Bu, hem bireysel özerklik hem de seküler bilgi üretimi için bir zemin oluşturdu.

İnsan’ın zaman içinde bu statüyü hak etmediği ortaya çıktı. Hiyerarşinin tepesindeki insan, zamanla yeni eleştirilerin odağı hâline geldi. Posthümanizm, insanı doğa, teknoloji ve diğer varlıklarla ilişkisel bir ağ içinde yeniden konumlandırarak bu merkezin yapaylığını sorguladı. Transhümanizm ise, insanın biyolojik sınırlarını aşma arzusunu teknolojiyle birleştirerek yeni bir varlık tasarımı önerdi.

Transhümanizm, insanın kendisini doğadan üstün görme ve kontrol etme arzusunu, yani ekolojik sorunun temel nedenini sorgulamaz. Aksine, bu arzuya teknolojiyi kullanarak yeni bir boyut kazandırır. Bu nedenle, transhümanizmi "insanın küreye verdiği olumsuz etkileri aşmak için doğru bir adım" olarak nitelemek, onun bireysel odaklı ve teknoloji-merkezli doğasıyla çelişir.

Transhümanizmin ana odağı, bireysel yeteneklerin ve ömrün artırılması üzerinedir. Felsefesi, insanı acıdan, hastalıktan ve ölümden kurtarma arzusuna dayanır. Bu bağlamda, gezegenin ekolojik sağlığı, genellikle ikincil bir mesele olarak kalır.

Eleştirel bir bakış açısıyla, bu durum şöyle bir paradoks yaratır:

  • Tüketimin Artması: Eğer insanlar teknolojiyle daha uzun yaşar ve bilişsel kapasiteleri artırılırsa, bu durum gezegenin kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmak yerine, daha da artırabilir. Genişleyen bir "süper insan" popülasyonu, daha fazla enerjiye, besine ve yaşam alanına ihtiyaç duyacaktır.
  • Aşırı İyimserlik: Eleştirmenler, transhümanistlerin teknolojik çözümlere olan inançlarının (örneğin, iklim krizini çözecek yeni bir enerji kaynağı bulma) aşırı iyimser olduğunu ve bu inancın, ekolojik sorumlulukları erteleme eğilimine yol açtığını savunurlar.

Bu üç yaklaşım, yalnızca teorik değil — ontolojik, etik ve politik düzeyde farklı insan kavrayışları sunar. Aşağıda yer alan sayfalar, konuya yaklaşımda sizin yorumunuzu oluşturmayı amaçlıyor

B.Berksan


🔎Hümanizm

🔎Posthümanizm

          🔎 Donna Haraway

         🔎  Rosi Braidotti

         🔎  Cary Wolfe

🔎Transhümanizm

         🔎 Max More 

         🔎 Nick Bostrom


29 Ağustos 2025 Cuma

21.yüzyıl Düşüncesine Giriş

Bir süredir 21.yüzyılda felsefi düşüncenin genel görünümü üzerine çalışıyorum. Bu kapsamlı proje, felsefenin izini sürmeye çalışan bir meraklının derlediği bilgileri paylaşmasından ibaret olacak. Bittiğinde “21.Yüzyıl Düşünce Atlası” başlığıyla burada yer alacak.

Çalışmayı aşağıdaki başlıklar altında sürdürüyorum.

✅21.yüzyılda yeni düşünce akımları

2.    21.yüzyılda öne çıkan düşünsel alanlar

3.     Felsefenin temel alanlarında yeni düşünceler üreten düşünürler

4.       Eski büyük düşünürlerin günümüzdeki yorumcuları

Görüldüğü gibi tüketilemeyecek ve eksik kalması kaçınılmaz bir proje diyebiliriz. Felsefi mimarinin ana kolonlarını çıkıp duvarlarını örmeye başladığımda, yüzün üzerinde düşünür ve ellinin üstünde yeni blog sayfası ile karşı karşıya kalınca, çalışmayı parça parça paylaşmaya karar verdim. Son aşamada tek bir sayfada bağlantıları ile Atlas’ı bir arada bitmiş olarak gösterebilmeyi umuyorum.

Önceki yayında zaten genel bir görünüm paylaşmıştım.

🔎21.Yüzyılda Düşünce

Uzun süredir düşüncenin büyük resmini görmeye çalışan biri olarak, gerçekten 21.yüzyılda felsefi bir paradigma değişikliği olduğunu görüyorum. 20. Yüzyılı küreselleşme ve postmodernizm tartışmaları ile kapatmıştık. Düşüncenin sürekliliği bağlamında o tartışmalar sürüyor. Ancak 20.yüzyılda başlayan dijital çağın yeni bir evreye girdiğini de söyleyebiliriz. Küresel sorunlar  öngörü olmaktan çıkıp günlük hayatımızı etkiler hale geldi. Aşağıdaki bağlantıda bu görünümü ana başlıklar ile göreceksiniz. Yeni düşünceleri bu tabloyu göz önünde bulundurarak anlamaya çalışmak bağlam kurmak açısından yararlı olacaktır.

🔎 21.Yüzyıl Düşünsel Ortamının Gerçekliği

Ülkemizde felsefi düşünceye karşı bir önyargı vardı. Şimdi bu kurumsallaştı. Felsefe dersleri azalırken, akademide felsefe disiplininden gelmeyenler de kadrolarda yer alıyor. Düşünce, hem de derin olursa yönetimler için bir tehdit olarak görünüyor.

Kavramsal ve akademinin labirentlerinde yapılan felsefenin, dış pratiklere uzak olduğu da düşünülür. Güncel tehditlerin hayata dokunduğu bir ortamda, artık daha pratik alanları konu alan düşünceler üretiliyor.

Bir örnek vereyim. Sosyal medya platformlarının sahipliğinin ve algoritmik işleyişinin, kamuoyunu şekillendirme ve demokratik süreçleri etkileme gücünü nasıl merkezileştirdiğini göstermektedir. Filozoflar, bu yeni dijital gerçekliğin getirdiği etik, siyasi ve varoluşsal zorlukları anlamak ve bunlara yanıt vermek için eleştirel çerçeveler ve normatif yaklaşımlar sunmaktadır. Bu günlük hayatımızın gerçeği olarak önemli bir konudur.

Sayfalarda da göreceğiniz gibi, format değişti. Düşünce Atlasını; Gemini, Co Pilot ve ChatGPT gibi büyük dil programlarıyla günler süren soru cevaplı diyaloglar sonucu oluşturuyorum. Çapraz sorgulamalar ile bilgileri teyit etmeye de çalışıyorum. Yapay Zeka’nın tüm spekülatif tartışmaların ötesinde yüzyılımızın en çarpıcı gelişmesi olduğuna inanıyorum. Yapay Zeka büyük bir olasılıkla dijital çağın amiral gemisi  olacak. Bu konu günlük gazete ve sosyal medya tartışmalarına da yansımış durumda.

Atlasın sunum sayfasında daha geniş bir giriş yer alacak, şimdilik bu kadar ile yetinelim.

Şunu biliyorum, uzun ekran okumasına dayanıklı az sayıda meraklının uğradığı bir yer burası. Uyarılarınız, önerileriniz çok önemli, sayfaları düzeltmek, geliştirmek için her zaman şansımız var.

B.Berksan

🔎Metamodernizm

   🔎 Robin van denAkker

   🔎Hanzi Freinacht

   🔎AlexandraDimitrescu