Cesar Rendueles

César Rendueles (d. 1975), İspanyol sosyolog, filozof ve deneme yazarıdır. Günümüzün en önemli eleştirel düşünürlerinden biri olarak kabul edilir. Madrid Complutense Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü olarak görev yapan Rendueles, özellikle teknoloji, kapitalizm ve dijital toplum üzerine yaptığı eleştirel analizlerle tanınır.


Temel Düşünceleri

Rendueles'in düşüncesi, ana akım teknoloji iyimserliğine ve dijital ütopyalara karşı kararlı bir eleştirel duruş sergiler. Ona göre, dijital teknolojiler ve internet, toplumdaki sorunları çözmekten ziyade, mevcut eşitsizlikleri ve sosyal sorunları derinleştirir.

  • Sosyofobi (Sociofobia): Rendueles'in en bilinen kavramlarından biri olan "sosyofobi," modern toplumun geleneksel toplumsal bağlara ve dayanışma ağlarına karşı duyduğu korkuyu ifade eder. Dijital teknolojilerin, bu topluluk bağlarını gereksiz kıldığına dair yaygın bir inanış vardır. Rendueles, bu düşünceyi eleştirir ve gerçek dayanışmanın sanal ağlarda değil, yüz yüze ilişkilerde ve somut topluluklarda kurulabileceğini savunur.
  • Dijital Ütopya Eleştirisi: Rendueles, internetin ve sosyal medyanın, toplumsal sorunları çözecek bir "dijital ütopya" yaratacağı fikrine karşı çıkar. Ona göre, bu teknolojiler, bireyleri pasif tüketicilere dönüştürerek, politik katılımı ve sosyal değişimi engeller. Sanal aktivizmin, gerçek dünyadaki mücadelelerin yerini alarak, toplumsal hareketleri zayıflattığını iddia eder.
  • "Bayağı Kapitalizm" (Capitalismo Canalla): Rendueles, kapitalizmi, sadece ekonomik bir sistem olarak değil, aynı zamanda toplumun kültürel ve ahlaki değerlerini de dönüştüren bir güç olarak analiz eder. Bu "bayağı kapitalizm" yorumu, kapitalizmin sosyal ilişkileri metalaştırdığını ve bireyleri bencilliğe, rekabete ve topluluktan kopmaya ittiğini savunur.

Başlıca Yapıtları

  • Sociofobia: El cambio político en la era de la utopía digital (Sosyofobi: Dijital Ütopya Çağında Politik Değişim, 2013): Bu kitabı, Rendueles'in dijital çağa yönelik eleştirel analizlerini en kapsamlı şekilde sunar. İnternetin politik ve sosyal sonuçlarını incelerken, geleneksel sol düşüncenin teknolojiye yönelik safça iyimserliğine karşı çıkar.
  • Capitalismo canalla: Una historia personal del capitalismo a través de la literatura (Bayağı Kapitalizm: Edebiyat Üzerinden Kapitalizmin Kişisel Tarihi, 2015): Bu eserinde, edebiyatı bir lens olarak kullanarak kapitalizmin toplumsal dokuyu nasıl etkilediğini inceler.
  • Contra la igualdad de oportunidades: Un panfleto igualitarista (Fırsat Eşitliğine Karşı: İlerici Bir Bildiri, 2020): Rendueles, bu kitabında meritokrasi ve fırsat eşitliği ideallerinin aslında toplumsal eşitsizlikleri meşrulaştıran araçlar olduğunu savunur. Gerçek eşitliğin, bireysel başarıya odaklanmak yerine, toplumsal dayanışma ve ortak yaşam alanlarının güçlendirilmesiyle mümkün olabileceğini öne sürer.

César Rendueles'in eserleri, özellikle teknoloji ve toplum arasındaki karmaşık ilişkilere dair derin ve cesur eleştirileriyle dikkat çeker. Onun düşünceleri, dijitalleşmenin sosyal ve politik sonuçlarını sorgulamamızı sağlar.

César Rendueles’in Sosyofobi: Dijital Ütopya Çağında Siyasal Değişim adlı eseri, dijital teknolojilerin toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisini eleştirel bir biçimde analiz eden güçlü bir metindir. Kitap, dijitalleşmenin özgürleştirici bir araç olarak idealize edilmesine karşı çıkarak, bu sürecin neoliberalizmin toplumsal çözülmeyi hızlandıran bir aracı haline geldiğini savunur.

📘 Kitabın Temel Tezi

Rendueles’in “sosyofobi” kavramı, modern bireyin geleneksel toplumsal bağlardan ve dayanışma biçimlerinden uzaklaşmasını, hatta bunlara karşı bir tür korku geliştirmesini ifade eder. Ona göre:

  • Dijital teknolojiler, bireyleri birbirine bağlamak yerine yalnızlaştırıyor.
  • Sosyal medya ve ağlar, dayanışma yerine rekabeti ve narsisizmi teşvik ediyor.
  • Toplumsal bağların yerini algoritmalar ve platform kapitalizmi alıyor.

🧠 Ana Bölümler ve Kavramlar

1. Sıfır Noktası: Sosyofobi

  • Kitabın merkezinde yer alan bu bölüm, dijitalleşmenin toplumsal çözülmeye nasıl katkı sağladığını anlatır.
  • Sosyofobi, bireylerin kolektif yaşamdan kaçınması, dayanışma yerine bireysel performansa odaklanmasıdır.

2. Dijital Ütopya ve Siber Fetişizm

  • Rendueles, dijital teknolojilere duyulan aşırı güveni “siber fetişizm” olarak tanımlar.
  • İnternetin demokratikleşmeyi sağlayacağına dair umutların yerini hayal kırıklığına bıraktığını savunur.

3. Kapitalizmden Sonra

  • Dijitalleşmenin neoliberal kapitalizmin hizmetinde olduğunu, eşitsizlikleri artırdığını ve dayanışma ağlarını yok ettiğini gösterir.
  • Dijital platformların, toplumsal müşterekleri özelleştirdiğini vurgular.

4. 1989: Politik Dönüşümün Kırılma Noktası

  • 1989 yılı, hem Sovyetler’in çöküşü hem de dijital ütopyaların yükselişi açısından simgesel bir dönüm noktasıdır.
  • Rendueles, bu tarihten itibaren solun dijitalleşmeye dair naif umutlar beslediğini ve bunun politik olarak yanıltıcı olduğunu belirtir.

🔍 Eleştirel Perspektif

Rendueles, dijital teknolojilerin demokratikleşme, özgürleşme ve eşitlik vaatlerini yerine getirmediğini savunur. Aksine:

  • Dijitalleşme, toplumsal kurumları zayıflatır.
  • Sosyal medya, politik katılımı değil, gösterişi ve manipülasyonu teşvik eder.
  • Dijital ağlar, dayanışma yerine bireysel performans ve rekabeti öne çıkarır.

💡 Sonuç ve Öneri

Rendueles’in önerisi, dijital teknolojilere eleştirel yaklaşmak ve yeniden güçlü toplumsal bağlar kurmaktır. Ona göre:

  • Gerçek özgürleşme, dijital araçlarla değil, maddi ve kurumsal dayanışma biçimleriyle mümkündür.
  • “Özgür kültür” ve “müşterekler” yeniden inşa edilmelidir.
  • Dijital ütopya yerine, dijital gerçekliğin politik olarak dönüştürülmesi gerekir.

Siber Fetişizm

César Rendueles’in Sosyofobi adlı eserinde “siber fetişizm” kavramı, dijital teknolojilere yönelik aşırı iyimserlik ve gerçeklikten kopuk bir inanç biçimi olarak eleştirel bir şekilde işlenir. Bu kavram, teknolojinin toplumsal sorunları çözebileceğine dair neredeyse mistik bir güveni ifade eder. Rendueles, bu yaklaşımı hem sol hem sağ politik çevrelerde gözlemler ve dijitalleşmenin neoliberalizmin hizmetinde nasıl bir ideolojik araç haline geldiğini gösterir

“Siber fetişizm”, dijital teknolojilerin:

  • Demokratikleşmeyi sağlayacağı,
  • Toplumsal eşitliği artıracağı,
  • Kolektif özgürleşmeyi mümkün kılacağı gibi iddiaların sorgulanmadan kabul edilmesini ifade eder.

Rendueles’e göre bu inanç:

  • Gerçek toplumsal bağların yerini algoritmik etkileşimlere bırakır.
  • Dayanışma yerine bireysel performans ve rekabeti teşvik eder.
  • Dijital ağları, toplumsal müştereklerin özelleştirilmesi için bir araç haline getirir.

 

Kitaptan Temel Eleştiriler

1. Tekno-Ütopyacılığın Çöküşü

Rendueles, 2000’li yılların başında dijital teknolojilere duyulan umutların, özellikle sol çevrelerde bir çıkış yolu olarak görüldüğünü belirtir. Ancak bu umutlar:

  • Hacker figürünün devrimci bir kahraman gibi idealize edilmesi,
  • İnternetin kapitalist labirentteki “arka kapı” olarak görülmesi, gibi yaklaşımlarla naif bir iyimserliğe dönüşmüştür.

2. Neoliberalizmin Dijitalleştirilmesi

Teknoloji şirketleri, dijital ağları:

  • Denetimsiz iletişim sistemleri olarak kurumsallaştırmış,
  • Küresel piyasaların kültürel yansıması haline getirmiştir.

Bu süreç, dijital teknolojiyi bir “toplum modeli” ve “kültür üreticisi” olarak konumlandırmıştır.

3. Post-Ütopik Gerçeklik

Rendueles, dijital ütopyanın yerini:

  • Dijital distopyaya,
  • Platform kapitalizmine,
  • Neo-otoriter dijital rejimlere bıraktığını savunur. Sosyal medya, artık demokratik katılımın değil, radikal narsisizmin ve manipülasyonun alanı haline gelmiştir.

🧠 Kavramın Politik ve Antropolojik Boyutu

Rendueles, siber fetişizmin:

  • Toplumsal dayanışmayı zayıflattığını,
  • Bakım verme (Sorge) gibi temel insani pratikleri dışladığını,
  • Kolektif yaşamı algoritmalara teslim ettiğini vurgular.

Özellikle pandemi döneminde, dijitalleşmenin kamusal alanı nasıl ele geçirdiği ve bireyleri teknoloji şirketlerinin koşullarına bağımlı hale getirdiği örneklerle açıklanır.

📌 Sonuç

Siber fetişizm, Rendueles’in eleştirel medya teorisinin merkezinde yer alır. Ona göre dijital teknolojiler:

  • Ne özgürleştirici ne de eşitlikçi bir gelecek vaat eder.
  • Ancak toplumsal müştereklerin yeniden inşası ve eleştirel dijital kültürün canlandırılmasıyla anlamlı hale gelebilir.

Dijital Distopya Örnekleri (Rendueles’e Göre)

1. Algoritmik Denetim ve Panoptikon

  • Sosyal medya platformları, kullanıcıların dikkatini çekmek ve paraya çevirmek için tasarlanmış algoritmalarla çalışır.
  • Bu algoritmalar, bireylerin davranışlarını izler, yönlendirir ve hatta şekillendirir.
  • Ortak yaşam projesi olmayan bireyler, anonim dijital alanlarda etkileşim kurarken denetimi algoritmalara teslim eder.

2. Platform Kapitalizmi ve Tekelleşme

  • Facebook, Instagram, WhatsApp gibi platformlar aynı şirketin kontrolündedir.
  • Kültürel ve sosyal alanlar (sinema, konser, eğitim) bu platformlar tarafından özelleştirilmiştir.
  • Dijital mega-şirketler, hükümetlerin denetleyemediği birer oligopol haline gelmiştir.

3. Pandemi Dönemi Dijitalleşme

  • COVID-19 krizi, dijital distopyanın hızla yayılmasına neden oldu.
  • Eğitim, iş, kültür ve aile ilişkileri dijital platformlara taşındı.
  • Bu geçiş, teknolojik sömürgeleşmenin ne kadar derin olduğunu gösterdi.

4. Dijital Kurumsuzlaşma

  • Geleneksel kurumlar (sendikalar, partiler, yayınevleri, kütüphaneler) dijitalleşme ile çözülmeye başladı.
  • Dijital aktivizm, bu çözülmeyi demokratikleşme olarak yorumladı; ancak sonuç, kuralsız ve işlevsiz bir iletişim ortamı oldu.

5. Dijital Narsisizm ve Radikal Sağın Yükselişi

  • Dijital ağlar, aşırı bireyselleşmiş ve saldırgan politik kimliklerin gelişmesine zemin hazırladı.
  • Radikal sağ ideolojiler, dijital narsisizm üzerinden yaygınlaştı.
  • Sol politik ekosistem bile bu dijital virüsün etkisi altına girdi.

6. Kültürel Erişimde Gerileme

  • Eskiden P2P ağlarında erişilebilen kitap, film, müzik gibi içerikler artık özel platformlara hapsolmuş durumda.
  • Dijital İskenderiye Kütüphanesi metaforu, bu kültürel kaybı simgeler.

7. Ekolojik Yıkım ve Kripto Teknolojiler

  • Kripto para madenciliği, çevresel olarak büyük bir yıkım yaratıyor.
  • Dijital tüketim alışkanlıkları, karbon ayak izini artırıyor.
  • Dijital ütopya, maddi olarak sürdürülemez bir hayal haline geliyor.

🧠 Rendueles’in Uyarısı

Dijital distopya, Orwellvari bir gözetimden çok daha sinsi bir biçimde işler:

“Tetikte olmayı gereksiz kılan uysal bir kayıtsızlık değil; daha ziyade coşkulu bir teslimiyet.”

Bu teslimiyet, bireylerin dijital teknolojilere sorgusuz bağlılığıyla beslenir. Gerçek özgürleşme, dijital araçların eleştirel ve kolektif biçimde yeniden yapılandırılmasıyla mümkündür.

Kaynakça:

Rendueles, C. (2021). Sosyofobi: Siyasal Değişim ve Dijital Utopia. (Çev. Barış Engin Aksoy). İstanbul: İletişim Yayınları. ISBN: 9789750536229

Rendueles, C. (2023). Fırsat Eşitliğine Karşı: Eşitlikçi Bir Bildiri. (Çev. Barış Engin Aksoy). İstanbul: İletişim Yayınları. ISBN: 9789750536595

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder