R.Carnap

Rudolf Carnap (1891-1970) Mantık ve bilim felsefesi alanlarına, özellikle de olasılık kuramına önemli katkılarda bu­lunmuş Alman asıllı Amerikalı felsefeci. 1910-1914 yılları arasında Jena ve Freiburg üniversitelerinde matematik, fizik ve felsefe eğitimi gördü. Jena'da Gotlob Frege'nin derslerine katılan Camap, 1922' de uzam üzerine yazdığı Der Raum: Ein Beitrag %ur Wissenschajtslehre (Uzam: Bilim Kuramına Katkı) başlığını taşıyan dok­tora tezini verdi. 1926'da Viyana Çevresi'nin kurucusu Moritz Schlick, Carnap'ı Viyana'ya davet etti. Böylelikle mantıkçı olguculuk ya da yeni olguculuk adı ve­rilen akım içindeki yerini aldı. Berlin'den Hans Reichenbach ile birlikte yeni "bi­limsel felsefe"nin resmi yayın organı sa­yılan Erkenntnis (1930-1940) dergisini yayımladı.

Uluslararası üne kavuştuğu Der logische Aufbau der Welt (Dünyanın Mantıksal Yapısı, 1928) adlı çalışmasında Carnap bir tanımlar dizgesi kurmaya girişmiştir. Bu yapıtında son derecede biçimci bir yaklaşım içindeki Carnap, dünyanın man­tıksal yapısının oluşumunu açıklamak için, belli bir deneyimin geçtiği zaman parçacıklarına dağılmış tanımlanamayan benzerlikler olduğunu varsayar. Bu nok­tadan hareket eden düşünür tüm diğer kavramları ve nesneleri bir bilim dizgesi üzerine kuracaktır. Benzerliğin anahtar kavram olduğu dizgede, deneyimlerin birbirleriyle kuracağı ilişki "anımsanmışlık" niteliğiyle sağlanır. Mach ve Russell' in açık etkisi altındaki Carnap'ın bu ya­pıtında ulaşmaya çalıştığı hedef oldukça bulanık kalmaktadır.

Carnap'ın 1930'lardaki en etkileyici uğraşı, matematiğin temellerini ve man­tığın neliğini tartışmak için oldukça uy­gun bir araç olan üstdil konusundaki ça­lışmanındır. Gözlemin niteliği ve bilim­sel kuramların yorumlanışı konularında etkili olan yeni bir pragmacı ve uylaşıma bir bilgikuramı ortaya koyar. Söz konusu çalışmaların ardında yatan itici güç, man­tıkçılar, biçimciler ve sezgicilerin mate­matiğin temellerine ilişkin; klasikçiler ile sezgicilerin de manüğın neliği üzerine yürüttükleri tarüşmalardır. Mantıksal bi­çim hakkında konuşulamayacağını, yal­nızca gösterilebileceğini savunuyor görü­nen Wittgenstein'in aksine Carnap, man­tığın yapısının ya da biçiminin ifade edilebileceği bir yol bulmaya uğraşır.

Tek bir doğru mantık olmadığına ina­nan Carnap'a göre çeşitli alternatifler her zaman tanımlanabilir ve bunlardan biri diğerinden daha doğru olduğu için değil, daha kullanışlı, daha basit, daha güçlü olduğu için tercih edilir. (…)
Felsefe Sözlüğü, Bilim ve Sanat yayınları


 Carnap’ın görüşleri, dil felsefesinin kilit düşünürleri ve kuramları bağlamında şu ana başlıklar altında tartışılabilir:

1. Dilin İnşası ve Araçsal Yaklaşım

Carnap için dil, sadece bir betimleme alanı değil, ihtiyaçlara göre şekillendirilebilen bir araçtır.

Dil Tasarımı: Carnap, dil yetisinin teorik açıklamasından ziyade dilin "tasarımı" ve "inşası" ile ilgilenmiştir. Ona göre dil, gereksinimlere göre değiştirilebilen ve tadil edilebilen bir enstrümandır.

Pratik Motivasyonlar: Dili sadece teknik bir mesele olarak görmemiş; milletler arasındaki anlayışı geliştirmek amacıyla Esperanto gibi yardımcı dillerin inşasıyla da ilgilenmiştir.

2. Meta-Linguistik Dönemeç ve Felsefenin Rolü

Carnap, felsefenin geleneksel sorunlarını "dil analizi" yoluyla çözmeyi (veya ortadan kaldırmayı) amaçlamıştır.

Bilimin Mantığı: Felsefeyi, "bilim dilinin mantıksal sentaksı" olarak yeniden tanımlamıştır. Ona göre geleneksel felsefi problemlerin çoğu, dildeki maddi konuşma tarzı (şeyler hakkında konuşma) ile biçimsel konuşma tarzı (dil hakkında konuşma) arasındaki karışıklıktan doğan sözde sorunlardır.

Nesne ve Üst Dil: Carnap, "nesne dili" ile "üst dil" (meta-language) arasındaki net ayrımı vurgulayarak, Wittgenstein’ın dil hakkında konuşmanın imkansızlığına dair görüşlerini reddetmiş ve dilin yapısı üzerine konuşmanın bilimsel yollarını aramıştır.

3. Kurallar Sistemi ve Hoşgörü İlkesi

Carnap’ın dil anlayışının kalbinde, her dilin bir kurallar sistemi (oluşum ve dönüşüm kuralları) olduğu fikri yatar.

Hoşgörü İlkesi (Principle of Tolerance): Bu, Carnap’ın en özgün katkılarından biridir; herkesin kendi mantığını ve dil biçimini özgürce oluşturabileceğini savunur. Ona göre dil seçiminde bir "doğruluk" sorusu değil, sadece bir "uygunluk" veya "elverişlilik" sorusu vardır.

Mantıksal Plüralizm: Matematik ve mantığın temellerine dair tartışmaları (sezgicilik, mantıkçılık vb.) hoşgörü ilkesiyle aşmaya çalışarak, farklı sistemlerin farklı amaçlar için kullanılabileceğini ileri sürmüştür.

4. Açık Kılma (Explication) ve Analitiklik

Açık Kılma: Belirsiz olan günlük kavramların (explicandum), daha kesin ve sistemli kavramlarla (explicatum) değiştirilmesidir. Carnap’a göre inşa edilen her yeni dil sistemi aslında bu tür bir açık kılma sürecidir.

Analitik/Sentetik Ayrımı: Carnap, bilim metodolojisi için analitik (mantıksal) ve sentetik (olgusal) doğrular arasındaki farkın hayati olduğunu savunmuştur. Ancak bu ayrım, kilit düşünürlerden W.V. Quine tarafından sert bir eleştiriye maruz kalmıştır.

5. Diğer Düşünürlerle İlişkisi

Frege Etkisi: Carnap, Frege’nin derslerine katılmış ve ondan dilde kesinlik arayışını ve mantıksal analiz yöntemini devralmıştır.

Quine Eleştirisi: Quine, Carnap'ın analitiklik kavramına karşı çıkarak "holizm" (bütüncülük) fikrini savunmuştur. Quine’a göre dil ve deneyim arasındaki sınır Carnap’ın düşündüğü kadar keskin değildir.

Wittgenstein: Erken dönem Wittgenstein'dan etkilenmekle birlikte, dilin yapısının gerçekliğin yapısına "kılavuzluk etmesi" gerektiği fikrini reddetmiştir.

Özetle; Rudolf Carnap, dili statik ve kutsal bir yapıdan ziyade, bilimsel bilgi üretmek için kullanılan sentaktik ve semantik bir protokol olarak kurgulamıştır.

Carnap’ın dil felsefesindeki rolünü bir yazılım mühendisine benzetebiliriz: O, dünyanın nasıl olduğunu betimlemekten ziyade, dünyayı en verimli ve hatasız şekilde betimleyebilecek "işletim sistemlerini" (dilsel çerçeveleri) inşa etmekle ve kullanıcıların (filozofların) hangi sistemi neden seçmesi gerektiğini mantıksal bir rehberle açıklamaya çalışmıştır.

Rudolf Carnap’ın dil felsefesindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan Mantıksal Sentaks, felsefenin geleneksel yapısını kökten değiştirerek onu "bilimin mantığına" indirgeme çabasını temsil eder. Kaynaklara göre Mantıksal Sentaks, bir dili anlam, referans veya doğruluk gibi semantik kavramlara başvurmadan, sadece ifadelerin biçimsel özelliklerini ve aralarındaki ilişkileri inceleyen bir yöntemdir.

Carnap ve Mantıksal Sentaks bağlamında öne çıkan temel noktalar şunlardır:

1. Dili Bir "Kalkülüs" Olarak Tasarlamak

Carnap’a göre bir dil, bir üst dilde (meta-language) formüle edilen oluşum (formation) ve dönüşüm (transformation) kurallarından oluşan bir sistemdir.

Oluşum Kuralları: İmlerin cümle oluşturmak için nasıl bir araya getirileceğini belirleyen tamamen biçimsel kurallardır.

Dönüşüm Kuralları: Hangi cümlelerin hangi cümlelerden çıkarılabileceğini belirleyen "vargı" (consequence) ilişkisini tanımlar. Bu yaklaşımda dil, artık kutsal bir varlık değil, ihtiyaçlara göre değiştirilebilen veya yeniden inşa edilebilen bir araç olarak görülür.

2. Maddi ve Biçimsel Konuşma Tarzı Ayrımı

Mantıksal Sentaks’ın felsefi açıdan en çarpıcı uygulaması, geleneksel felsefi problemlerin dildeki iki farklı konuşma tarzının karıştırılmasından doğduğunu iddia etmesidir.

Maddi Konuşma Tarzı: Nesneler ve dünya hakkında konuşuyormuşuz izlenimi verir (Örn: "5 bir sayıdır").

Biçimsel Konuşma Tarzı: Dilsel ifadelerin kendisi hakkında konuşur (Örn: "L dilindeki '5' bir sayı imidir"). Carnap’a göre felsefenin görevi, maddi tarzın yarattığı sözde sorunları (pseudo-problems) teşhis etmek ve bunları biçimsel tarzda yeniden ifade ederek açıklığa kavuşturmaktır.

3. Hoşgörü İlkesi ve Mantıksal Plüralizm

Mantıksal Sentaks’ın temelinde Carnap’ın meşhur "Hoşgörü İlkesi" yatar: "Herkes kendi mantığını, kendi dil biçimini istediği gibi oluşturmakta özgürdür". Bu ilke, matematiğin temelleri gibi konulardaki tartışmaların bir "doğruluk" sorunu olmadığını, sadece belirli bir dilsel çerçevenin elverişlilik veya uygunluk sorunu olduğunu savunur. Kişi, hangi dili seçerse o dilin sentaktik kurallarına uymakla yükümlüdür ancak dilin kendisini seçmekte tamamen özgürdür.

4. Daha Geniş Bağlam: Frege, Wittgenstein ve Quine

Frege’den Devralınan Miras: Carnap, dilde kesinlik arayışını ve mantıksal analiz yöntemini Frege’den öğrenmiştir ancak Frege’nin tek bir evrensel dil anlayışından plüralist bir yapıya geçerek ayrılmıştır.

Wittgenstein’a Reddiye: Wittgenstein’ın "dil hakkında konuşmanın imkansızlığı" (söylenemez olan) fikrine karşı Carnap, üst dil (meta-language) kavramıyla dilin yapısı üzerine bilimsel olarak konuşmanın mümkün olduğunu göstermiştir.

Quine ile Çatışma: Carnap’ın Mantıksal Sentaks aracılığıyla kurmaya çalıştığı analitik/sentetik ayrımı, Quine tarafından sert bir dille eleştirilmiştir. Quine, dilde kurallar ve olgular arasında bu denli keskin bir sınır olamayacağını savunarak Carnap'ın sentaks merkezli katı yapısını sarsmıştır.

Özetle; Mantıksal Sentaks, Carnap için felsefeyi bir tür "kavramsal mühendislik" alanına dönüştürme aracıdır. Bu yöntemle dil, tümcelerin sadece sentaktik kurallara göre işlendiği bir işletim sistemi gibi kurgulanmış ve metafiziksel karmaşalar bu sistemin hatalı kullanımından kaynaklanan "yazılım hataları" olarak görülmüştür.

Bu durumu bir oyun sahasına benzetebiliriz: Carnap için Mantıksal Sentaks, sahanın çizgilerini (oluşum kuralları) ve oyuncuların nasıl hareket edebileceğini (dönüşüm kuralları) belirleyen kurallar kitabıdır. Hangi oyunu oynayacağınız (dil seçimi) tamamen size kalmıştır; ancak bir kez satranç oynamaya karar verdiyseniz, artık taşların (terimlerin) neden öyle hareket ettiği hakkında metafiziksel bir "öz" aramanıza gerek yoktur, çünkü o hareketlerin tek sebebi oyunun sentaktik kurallarıdır.

Dil Felsefesi, Derleyen Bary Lee, Fol yayınları, 2019 

İçinde: Carnap, Pierre Wagner


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder