Pythagoras

[Samoslu] (M.Ö. ykl. 570-495) Pythagorasçılık diye kendi adıyla anılan felsefe akımının kurucusu olan Sokrates öncesi Yunan filozofu. Pythagoras M.Ö. 530 yıllarında Yuna­nistan'ın Samos (Sisam) Adası'ndan ay­rılarak Güney İtalya'daki Kroton'a gel­miştir. Tek bir tümce olsun yazmamış olduğundan, felsefece düşüncelerinin tam olarak neler olduğunu belirlemek neredeyse olanaksızdır. Ancak açık olan bir şey varsa o da Pythagoras'ın metempsykhosis ya da palingenesis'e ("ruh göçü"; ruhun başka gövdelerde yeniden can bulması) inanıyor olduğudur. Pythago­ras, insanların başka insanların gövdele­rinde yeniden can buldukları gibi ruhla­rın hayvanların gövdelerine de girdiğine inandığından, tarikatvari bir biçimde ya­pılanan okuluna bağlı kişilere hayvan eti yemeyi bütünüyle yasaklamıştır. Ayrıca Pythagoras kuru baklagiller yemenin de kesinlikle karşısındadır. Kimi felsefe ta­rihçileri kuru fasulye gibi gaz yapıcı gı­dalar yendiğinde, ruhun yanlış yerden çıkma çekincesinin önüne geçmek için Pythagoras'ın bu kararı aldığını öne sür­mektedirler. Yunan felsefesinde "ruh" ile "soluk" arasında sözcüklerin kökbil­gisinde dahi kendisini gösteren üstün­den atlanamayacak çok yakın bir ilişki söz konusudur. Gaz çıkartıldığında ru­hun yanlış yerden çıkacak olması tehli­kesi göz önünde tutulacak olursa, Pyt­hagoras'ın kuru baklagillerden uzak dur­ma uyarısı için verilen bu açıklama ken­di içinde tutarlı bir açıklama olarak gö­rünmektedir.

Pythagoras ortaya koyduğu düşün­celerde felsefenin enson amacının ev­reni bilmek ya da kavramak olmadığını, daha çok insanın arınmasını, bilgiyle te­mizlenerek evrenin tiniyle bütünleşme­sini amaçladığını savlamaktadır. Hemen bütün düşüncelerinde, maddeye karşı formu, niteliğe karşı niceliği, fiziğe karşı matematiği savunan Pythagoras, mate­matiğin temel ilkelerinin varlığın yasala­rıyla özdeş olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca bir şeyi açıklamak için açıklan­maya çalışılan şeye üçkatlı bir yöntembilgisiyle yaklaşmanın gereğini vurgula­mıştır. Buna göre, ✅önce ele alınan şeyin yapısı, yani ne olduğu ortaya konacak; sonra o şeyin neye hizmet etmek için varolduğu, yani işlevinin ne olduğu be­lirlenecek; en sonunda da niçin varol­duğu, yani varolma amacı açıklığa ka­vuşturulacaktır. Sırasıyla tek tek her so­ru yanıtlandığı vakit, Pythagoras 'a göre ele alınan şey açıklanmış olacaktır. 

Pyt­hagoras'ın salt bugünkü anlamda bir matematikçi olmadığı açıktır. Kendi a­dıyla anılır olmuş "Pythagoras Kura­mı"nı kendisinin bulup kanıtladığı yö­nündeki bilgi de oldukça kuşkuludur. Buna karşın dünyanın düzeninde sayı­nın, geometrik biçimlerin ve büyüklük­lerin gücünün ne denli büyük olduğu­nun çok iyi ayırdında olduğu kuşku gö­türmez. Matematik ilkelerinin varolan her şeyin de ilkesi olduğu düşüncesine dayalı olarak arkhe'nin, yani evrenin ilk ilkesinin "sayı" olduğu sonucuna var­mıştır. Özellikle Anaksimandros'un *a­peiron ("sonsuz ya da sınırsız olan") ta­sarımından etkilenerek belirsiz ya da sı­nırsız olana biçim ya da uyum kazandı­ranın bütünüyle sınır düşüncesi olduğu­nu öne sürmüştür. Bu bağlamda sayıları tek sayılar ile çift sayılar diye ikiye ayıran Pythagoras'a göre, tek olan sayılar belirli ya da sınırlı sayılarken, çift sayılar sınır­sız ya da belirsiz sayılardır. "1" sayısı ise bütün sayıların kendisinden çıktığı hem tek hem de çift bir sayıdır. Bu anlamda sınırlanmamışı sınırlamak için ortaya çı­kan sınır düşüncesi, karşıt öğeler arasın­daki ilişki mantığını kavramak açısından son derece önemlidir. Nitekim Pythago­ras'a göre uyum ("harmonia), karşıt öğe­ler arasındaki ilişkinin bir ürünüdür. Sözgelimi sınırın ya da sınırlının sınır­lanmamışa üstün gelmesi doğrudan bir uyum yaratmaktadır. 

Pythagoras uyumun altında yatan başlıca karşıt öğeleri iki sütun halinde on ayrı çift olarak şu biçimde sıralamıştır: sınırlı ile sınırsız, tek ile çift, erkek ile dişi, bir ile çok, sağ ile sol, doğru ile eğri, durağanlık ile de­vinim, aydınlık ile karanlık, iyi ile kötü ve kare ile dikdörtgen. Burada Pythago­ras'ın uyumu doğuran temel karşıtlıkları "10" ile sınırlaması ilginçtir. Bu sayıda odaklanması, büyük olasılıkla düşünce­lerine egemen olan sayı gizemciliğinin doğal bir sonucudur. Pythagoras, Yu­nan dünyasında matematiğin ilk temel­lerini atmasının yanında, müzikte gör­düğü uyumun evrendeki uyumun en belirgin örneği olduğunu da savunmuş­tur.

Pythagoras'ın yaşadığı yöre olan Güney İtalya'nın o dönemdeki yerleşik topluluklarında oldukça katı birtakım yaşam biçimleri egemendi. Pythagoras­çılığı benimsemiş olanlar arasında da sı­nırları keskin kurallarca çizilmiş buna benzer bir yaşam biçimi hüküm sür­mekteydi. Nitekim yaşam biçimlerine kuşbakışı baktığımızda, öz-denetim gibi, belleğin eğitimi gibi, özellikle baklagiller yemeye karşı getirilen yasakta görülen kuttörensel tabulara içtenlikle bağlılık gibi birtakım ahlaksal erdemlerin öne çıktığına tanık olmaktayız. Önderleri Py­thagoras'ın doğaüstü birtakım güçleri bu­lunduğuna, yeri geldiğinde birtakım mu­cizeler yaratabileceğine inançları da tam­dır. Pythagoras'ın ölümünden sonra Py­thagorasçı örgütlenmeler güçten düşe­rek aşama aşama kaybolmuşlar; M.Ö. 300 yıllarındaysa bütünüyle ortadan kalk­mışlardır. Bununla beraber, yine aynı sü­re boyunca Pythagoras kimilerince ger­çek felsefenin kaynağı olarak görülmeye de başlanmıştır. Öyle ki daha sonraki yüzyıllarda kimileyin Pythagoras'ın ki­mileyin de önde gelen Pythagorasçıların adları kullanılarak çeşitli yapıtlar yazıl­mış; özellikle Platon ile Aristoteles'in öğretilerinin pek çoğunun Pythagorasçı felsefeden doğduğu düşüncesi enine bo­yuna işlenmiştir.

Pythagoras'ın en önemli izleyicileri  kendisi gibi gene Güney İtalya'dan çıkmıştır. Bunlar arasında Sokrates'in  çağdaşı Krotonlu Philolaos ile Tarentumlu-­Arkhytas'ı en önemli iki ad olarak anabiliriz. Söz konusu Pythagorasçı d­üşürlerirı ancak birkaç yazısı günümüz­e eksiksiz ulaşmasına karşın, çeşitli yazılarından pek çok fragmanları mevcuttur.  Philolaos kitap yazan ilk Pythagorasçı olması bakımından özellikle önemlidir.

Söz konusu kitap hem Aristoteles’in Pythagorasçılığı öğrendiği, temel düşün­celeriyle hesaplaştığı kitap olması bakımından, hem de Platon'un Philebos diyalogunda irdelenen düşünceleri baştan aşağı etkilemiş olması bakımından ayrıca anılmaya değerdir. Kitap evrenin başlangıcına yönelik bir açıklamayla başlar, sonra gökbilim, tıp, ruhbilim alanların­daki çeşitli konulara eğilerek ilerler. Phi­lolaos evren ve içinde varolan her şeyin "sınırlayıcılar" (yapılandırıcı, düzene so­kucu öğeler) ile "sınırlandırılmış"lardan (yapılandırılmış, düzene sokulmuş öge­ler) oluştuğunu ileri sürmüştür. Bu sınırlayıcılar ile sınırlandırılmışlar ancak matematiğin diliyle açıklanabilecek bir uyum içinde birbirlerine bağlıdırlar. B­u anlamda gerçekliğin gerçek bilgisi bu sayılar arası ilişkilerin kavranma­sından geçmektedir. Philolaos ayrıca dün­yanın bir gezegen olduğunu öne süren ilk düşünürdür. Dünya, güneş, ay,  gezegen, durağan yıldızlar ve karşı-dünya, hep birlikte tam ortada bulunan bir ateşin çevresinde ortak bir yörünge iz­lemektedirler. Hepsi birlikte böylece Pythagorasçılığa göre kusursuzluk ve yet­kinlik anlamına gelen "on" sayısını oluşturmaktadırlar.

Öbür yanda Arkhytas'ın genel fel­sefe ilkelerinin neler olduğuna ilişkin çok az şey bilinmektedir. Ama gene de gökbilim, geometri, aritmetik, müzik gi­bi matematik yönelimli çalışmaların ger­çekliği aramada vazgeçilmez önemde olduklarını düşündüğü açıktır. Philolaos ile Pythagoras'ın tersine Arkhytas gerçek anlamda bir matematikçidir; elimiz­de küpün katını alma gibi çeşitli mate­matik problemleri için önerdiği çözüm­lerin ayrıntılı raporları bulunmaktadır. Bunların yanında özellikle müzik kura­mının matematiği ile ilgilenmiş ve bir akustik kuramı geliştirmiştir.

Pythagoras'ın önemi zaman geçtik­çe artmış; Platoncu geleneğin sürdürü­cüsü pek çok düşünür düşüncelerini saygıyla anar olmuştur. Bu durum Pla­toncular'ın kimileyin Yeni Pythagoras­çılar diye de anılmalarına yol açmıştır. Bunlardan GeresaNikomakhos Arit­metiğe Giriş başta olmak üzere matematik ile müzik alanlarında çeşitli kitaplar yazmış; Yeni Platoncu Suriyeli İamblik­hos da önceki kaynaklara dayanarak Py­thagorasçı yaşam biçiminin ayrıntılı bir açıklamasını vermiştir. Pythagoras 'ın düşünceleri daha yakın tarihli Batı dü­şünce geleneğini de derinden etkilemiş; hatta doğanın, dünyanın mükemmel birtakım matematik ilişkilerle düzene konulduğunu benimsemiş her düşünüre zamanla Pythagorasçı denir olmuştur. Bunlara çok daha yakın tarihli bir gök­bilimci olan Kepler'i dahi katmak ola­naklıdır.

Felsefe Sözlüğü- A.Baki Güçlü; Erkan Uzun; Serkan Uzun; Ü.Hüsrev Yoksal-Bilim ve Sanat Yayınları



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder