Sosyal Gerçekliğin İnşası (Sosyal Ontoloji)

Sosyal Ontoloji: İnşa Edilmiş Gerçekliğin Metafiziği

Geleneksel metafizik genellikle kuarklar, sayılar veya zaman gibi "doğal" kabul edilen varlıklarla ilgilenirken; 21. yüzyıl metafiziği, odağını insan eliyle inşa edilmiş dünyaya, yani Sosyal Ontolojiye çevirmiştir. Sally Haslanger ve John Searle gibi düşünürlerin başını çektiği bu alan, toplumsal kategorilerin (para, hukuk, ırk, toplumsal cinsiyet) "gerçeklik" statüsünü soruşturur.

1. Sosyal Nesneler: Sadece Zihnimizde mi?

Sosyal ontolojinin temel sorusu şudur: Bir şeyi "sosyal" kılan nedir?

  • Toplu Kabul (Collective Acceptance): John Searle’e göre bir kağıt parçasının "para" olması, fiziksel özelliklerinden değil, toplumsal olarak ona bir işlev yüklenmesinden kaynaklanır.
  • İşlev ve Kurallar: Sosyal gerçeklik, "X, C bağlamında Y sayılır" ($X\ counts\ as\ Y\ in\ C$) formülüyle inşa edilir. Burada X fiziksel bir nesneyi, Y ise ona yüklenen sosyal statüyü temsil eder.

2. Sally Haslanger: Sosyal Kategorilerin Metafiziksel Ağırlığı

Haslanger, sosyal ontolojiyi politik ve etik bir eleştiri aracı olarak kullanır. Onun yaklaşımı iki önemli ayrım sunar:

  • Doğal Türler vs. Sosyal Türler: Altın veya su gibi "doğal türler", insan zihninden bağımsızdır. Ancak Haslanger'a göre, örneğin "ırk" veya "toplumsal cinsiyet" gibi kategoriler, biyolojik değil, sosyal olarak temellenmiş (socially grounded) gerçekliklerdir.
  • Eleştirel Realizm: Haslanger için bu kategorilerin "inşa edilmiş" olması, onların "sahte" olduğu anlamına gelmez. Aksine, bu yapılar dünyada gerçek etkilere (ayrımcılık, haklar, sosyal pozisyonlar) neden olduğu için metafiziksel olarak ciddiye alınmalıdır.

3. Temellendirme (Grounding) ve Sosyal Yapılar

Daha önce ele aldığımız Grounding kavramı burada kritik bir rol oynar:

  • Bir sosyal kurum (örneğin evlilik), varlığını sadece fiziksel bireylere değil, belirli yasalara ve ortak niyetlere borçludur.
  • Sosyal ontoloji uzmanları, sosyal olguların hangi "temel" olgular (bireysel zihinler mi, yoksa kolektif pratikler mi?) tarafından temellendirildiğini analiz ederler.

4. "Dili Tamir Etmek" (Conceptual Engineering) Bağlantısı

Sosyal ontoloji, Herman Cappelen'in "Kavram Mühendisliği" fikriyle el ele yürür. Eğer bir sosyal kategorinin (örneğin 'aile') tanımı toplumsal adalete hizmet etmiyorsa, metafizikçi bu kavramın ontolojik sınırlarını yeniden çizebilir. Bu, metafiziğin sadece dünyayı tasvir etmekle kalmayıp, onu yeniden tasarladığı bir aşamadır.

Sonuç: Nesnel Bir İnşa Olarak Toplum

Sosyal ontoloji, bize gerçekliğin sadece atomlardan ibaret olmadığını; inançlarımızın, yasalarımızın ve normlarımızın da en az yerçekimi kadar "gerçek" bir doku oluşturduğunu gösterir. 21. yüzyıl metafiziği için toplum, bir hayal değil, karmaşık bir kurumsal hiyerarşidir.

 Bir kağıt parçasını "para" yapan şey sosyal bir kabulse, bu kabulün metafiziksel gücü nereden gelir? Sosyal yapılar (ırk, cinsiyet, hukuk), atomlar kadar "temel" olabilir mi?

Bir kağıt parçasını "para" yapan sosyal kabulün metafiziksel gücü ve bu yapıların "temelliği" (fundamentality), çağdaş metafizikte temellendirme (grounding) ve hakikat yapıcılık (truthmaking) kavramları çerçevesinde tartışılmaktadır.

Bu konuyu şu temel eksenlerde değerlendirebiliriz:

1. Sosyal Kabulün Metafiziksel Gücü: Temellendirme ve "Sayesinde" İlişkisi

Metafiziğin "ilişkisel soruları", bir nesnenin veya olgunun diğerine nasıl bağlandığını, nasıl kurulduğunu veya "grounded" (temellendirildiğini) inceler. Bir kağıt parçasının "para" olması, "sayesinde" (in virtue of) ilişkisiyle açıklanır: Bir üst düzey (higher-level) gerçeklik olan para, alt düzeydeki (lower-level) sosyal pratikler, niyetler ve kurumsal kabuller sayesinde mevcuttur.

Hakikat Yapıcılık (Truthmaking): Kaynaklara göre, "Bu bir paradır" ifadesini doğru kılan şey (truthmaker), dünyanın o ifadenin doğruluğunu garanti eden kısmıdır. Para örneğinde, kâğıdın fiziksel atomları tek başına bu ifadenin hakikat yapıcısı olamaz; hakikat yapıcı, o kâğıdın belirli bir sosyal bağlamda, belirli kurallar çerçevesinde kullanılması ve bu durumun kolektif olarak kabul edilmesidir.

Öz ve Tanım: Kit Fine’ın yaklaşımıyla birleştirilirse, paranın "özü" (essence), onun sosyal bir değişim aracı olarak tanımlanmasıdır. Bu tanım gereği para, ancak toplumsal bir zemin üzerinde var olabilir.

 

2. Sosyal Yapıların "Temelliği": Atomlar Kadar Temel mi?

"Temellik" sorusu, hangi nesnelerin "birinci" veya "temel" olduğunu, hangilerinin ise onlardan türediğini sorgular.

Fizikalizm ve Doğalcılık: Yaygın bir görüş olan fizikalizm, her şeyin ya fiziksel olduğunu ya da fiziksel olandan "fazladan bir şey olmadığını" (nothing over and above) savunur. Bu perspektifte sosyal yapılar (ırk, cinsiyet, hukuk), atomlar kadar "temel" (fundamental) değildir; çünkü onlar fiziksel dünyanın, insan zihninin ve davranışlarının bir "projeksiyonu" veya "komplikasyonu" olarak görülür.

Gerçeklik vs. Temellik: Jonathan Schaffer ve Paul Audi gibi düşünürler, temellendirilmiş (türetilmiş) varlıkların, onları temellendiren varlıklardan daha az "gerçek" olmadığını savunur. Yani para veya hukuk, atomlar kadar "temel" olmasa bile, atomlar kadar "gerçek" olabilir. Sosyal yapılar, "ontolojik bir bedava öğle yemeği" (ontological free lunch) gibi fiziksel dünyanın üzerine binerler ancak kendi başlarına bir gerçeklik alanını temsil ederler.

 

3. Thomasson’un "Kolay" Ontolojisi

Amie Thomasson, sosyal nesnelerin varlığına dair tartışmaları "kolay" (easy) ontoloji ile açıklar. Ona göre, eğer toplum bir nesnenin (kağıt) belirli uygulama koşullarını (merkez bankası onayı, ödeme aracı olarak kullanım) karşıladığında ona "para" deneceği konusunda anlaştıysa, o nesnenin para olarak varlığı analitik olarak zorunludur. Bu bağlamda, toplumsal kurallar işlediği sürece, ırk veya hukuk gibi yapılar kavramsal dünyamızın ayrılmaz ve "gerçek" birer parçası haline gelir.

Özetle; sosyal kabulün metafiziksel gücü, dünyadaki olguların hiyerarşik olarak birbirini desteklemesinden (temellendirme) gelir. Sosyal yapılar, fizikalist anlamda atomlar kadar "temel" (en alt düzeydeki yapı taşı) değildir; ancak dünyadaki hakikatlerin gerçekleşmesi için gerekli olan "zemin" oldukları ölçüde atomlar kadar etkin ve gerçektirler.

Bu durumu bir satranç oyununa benzetebiliriz: Tahtadaki ahşap figürlerin atomik yapısı oyunun 'temelidir'; ancak o figürlerin bir 'at' veya 'kale' olmasını sağlayan şey, oyunun kurallarının toplumsal kabulüdür. Satranç kuralları atomlardan daha temel değildir, ancak oyunun dünyasında atomlar kadar vazgeçilmez ve 'gerçektirler'.

Bir şirket veya futbol kulübü, tüm binaları yıkılsa ve tüm çalışanları/oyuncuları değişse bile nasıl "aynı" kalabilir? Onu bir arada tutan parça-bütün ilişkisi nedir?

Bir şirket veya futbol kulübü gibi karmaşık yapıların tüm fiziksel parçaları (binalar, oyuncular, çalışanlar) değişse bile "aynı" kalabilmesi, metafiziğin en temel tartışma konularından biri olan zaman içinde süreklilik (persistence through time) ve parça-bütün ilişkisi (mereology) ile açıklanır. Kaynaklara göre bu durum, nesnenin doğasına dair seçilen modele göre farklı şekillerde yorumlanır:

1. "Sıkı" ve "Gevşek" Özdeşlik Ayrımı (Chisholm)

Roderick Chisholm’un savunduğu mereolojik özselcilik (mereological essentialism) görüşüne göre, bir nesne bir parçasını bile kaybederse "sıkı ve felsefi anlamda" artık aynı nesne değildir [13, 741; 16, 243]. Ancak bir şirket veya kulüp, Chisholm'un "gevşek ve popüler anlamda özdeşlik" dediği kategoriye girer.

Ardışıklık Zinciri: Bu bakış açısına göre bir kulüp, tek bir "birincil varlık" değil, zaman içinde birbirini takip eden ve belirli kriterlerle (isim, tüzük, renkler) birbirine bağlanan bir varlıklar zinciridir [13, 743; 16, 244]. Halk bu zinciri pratik nedenlerle "tek bir nesne" olarak adlandırır.

2. Dört Boyutlu Varlık: Perdurantizm (Zaman-Uzay Solucanı)

Perdurantist yaklaşıma göre bir şirket veya kulüp, sadece üç boyutlu (uzamsal) değil, dört boyutlu (zamansal) bir nesnedir [12, 688; 16, 225].

Zamansal Parçalar: Kulüp, tüm tarihi boyunca yayılmış bir "uzay-zaman solucanı" gibidir [12, 233; 16, 182]. 1920'deki kadrosu kulübün bir "zamansal parçası", bugünkü kadrosu ise bir başka "zamansal parçasıdır".

Bütünlük: Parçalar (oyuncular veya binalar) sürekli değişse de, bu parçalar belirli nedensel bağlar, benzerlikler ve spatiotemporal süreklilikle birbirine bağlı olduğu sürece nesnenin bütünlüğü korunur.

3. Anayasal/Yapısal Metafizik (Constitution Theory)

Bu görüşe göre kulüp, onu oluşturan maddelerle (oyuncular, binalar) aynı yerde bulunur ancak onlarla özdeş değildir [13, 819; 16, 152].

Maddeden Bağımsızlık: Bir heykelin onu oluşturan kil kütlesinden farklı olması gibi (çünkü kil ezilse de var kalır ama heykel yok olur), bir kulüp de onu oluşturan "feline fl esh" (mecazi anlamda insan kütlesi) ile özdeş değildir [13, 820; 16, 208].

Özsel Tür (Kind): Şirket veya kulüp bir "töz" (substance) veya belirli bir "türdür" (kind). Onun özü, onu oluşturan fiziksel parçalardan ziyade, o parçaların yerine getirdiği işlevsel rol tarafından tanımlanır.

4. İşlevselcilik ve Roller (Functionalism)

Zihin felsefesindeki işlevselcilikle bir analoji kurulursa, bir şirket bir "program" gibidir.

Çoklu Gerçekleştirilebilirlik: Tıpkı bir yazılımın farklı donanımlarda ("bakır, peynir ya da ruh") çalışabilmesi gibi, "kulüp" işlevi de farklı fiziksel realizatörler (farklı oyuncular ve stadyumlar) tarafından yerine getirilebilir. Önemli olan parçaların kimliği değil, o parçaların arasındaki nedensel ve kurumsal organizasyondur.

Özetle; bir futbol kulübünü bir arada tutan şey, onu oluşturan parçaların toplamı değil; bu parçaların zaman içinde birbirine bağlandığı kurumsal süreklilik (perdurantizm) ve bu parçaların içine yerleştiği soyut yapısal tanımdır (constitution).

Analoji: Bir nehir gibi düşünebilirsiniz: Nehrin içindeki su molekülleri her an değişmektedir; ancak nehrin yatağı ve akış biçimi (formu) sabit kaldığı sürece biz ona "aynı nehir" demeye devam ederiz. Fiziksel parçalar (su) geçicidir, organizasyon (yatak) kalıcıdır. [13, 712; 16, 218]

Metaphysics: A Contemporary Introduction, Michael J. Loux and Thomas M. Crisp, Fourth edition published 2017 by Routledge


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder