Lera Boroditsky

Neo-Whorfçuluk ve Dilsel Görelilik

Biyografik Not: San Diego'daki California Üniversitesi'nde Bilişsel Bilim Profesörü olan Boroditsky, Sapir-Whorf Hipotezi'ni modern laboratuvar ortamına taşıyan isimdir. "Dil düşünceyi şekillendirir mi?" sorusuna verdiği deneysel yanıtlarla dünya çapında ün kazanmıştır.

  • Temel Fikri: Dilsel Görelilik (Linguistic Relativity). Boroditsky, konuştuğumuz dildeki yapıların (örneğin cinsiyetli isimler, yön bildirme biçimleri veya zaman metaforları) dünyayı nasıl algıladığımızı, hatırladığımızı ve hatta nasıl kararlar verdiğimizi kökten etkilediğini savunur.
  •  "Boroditsky bize şunu hatırlatır: Dil sadece bir düşünce kabı değildir; o, düşünceyi pişiren fırındır. Farklı diller konuşmak, farklı zihinlere sahip olmaktır."
  • Temel Yapıtları:
    • How Language Shapes the Way We Think (Dil Düşünme Biçimimizi Nasıl Şekillendirir?)
    • 7000 Universe: How Language Shapes Our World (7000 Evren: Dil Dünyamızı Nasıl Şekillendirir?)

Lera Boroditsky, bilişsel bilimci olarak (Stanford ve UC San Diego'da çalışmış), Sapir-Whorf hipotezinin zayıf versiyonunu (dilsel görelilik veya relativism) savunur. Klasik güçlü versiyon (linguistic determinism), yani dilin düşünceyi tamamen belirlediği ve bizi bir "dil hapishanesi"ne hapsettiği görüşünü reddeder. Bunun yerine, dilin düşünceyi etkilediğini, şekillendirdiğini ama belirlemediğini söyler.Boroditsky'nin yaklaşımını en iyi özetleyen ifade, onun sıkça kullandığı metafor: "Her dil kendi bilişsel araç kutusuna (cognitive toolkit) sahiptir."
 "Dil bir araç kutusudur" metaforuna  göre:

  • Diller, insan zihninin ihtiyaçlarına göre geliştirilmiş araçlar gibidir. Farklı diller, farklı araçlar sunar.
  • Bu araçlar, dünyayı algılama, kategorize etme ve düşünme biçimimizi kolaylaştırır veya yönlendirir, ama bizi tamamen kısıtlamaz.
  • Örneğin, bir dilde belirli bir kavram için zengin kelimeler varsa (Rusçada mavi tonları için ayrı kelimeler gibi), o kavramı daha ince ayırt ederiz. Ama bu, o ayrımı yapamayacağımız anlamına gelmez; sadece daha zor olur.

Boroditsky'nin başlıca deneysel bulguları ve örnekleri

Boroditsky, laboratuvar deneyleriyle dilin düşünce üzerindeki etkisini gösterir:

  1. Yön duygusu ve uzamsal düşünce
    Avustralya'daki Pormpuraaw Aborjin topluluğunda dil, "sol/sağ" yerine mutlak yönleri (kuzey/güney/doğu/batı) kullanır. Bu konuşucular, her an yönlerini mükemmel bilir ve uzamsal görevlerde (örneğin nesneleri sıralama) İngilizce konuşanlardan çok daha iyi performans gösterir. Dil, sürekli yön hesaplama "aracı" sağladığı için düşünceyi şekillendirir.
  2. Zaman algısı
    İngilizce'de zaman yatay olarak düşünülür (gelecek "önümüzde", geçmiş "arkamızda"). Mandarin Çincesinde ise daha çok dikey (gelecek "aşağıda"). Bu fark, zamanı nasıl görselleştirdiğimizi etkiler: Mandarin konuşanlar zaman çizelgelerini dikey düzenlerken, İngilizce konuşanlar yatay düzenler.
  3. Renk algısı
    Rusçada "mavi" için iki ayrı kelime (açık mavi: goluboy, koyu mavi: siniy) vardır. Ruslar, bu tonları İngilizce konuşanlardan daha hızlı ayırt eder. Dil, renk kategorizasyonunu kolaylaştıran bir araçtır.
  4. Cinsiyet ataması (grammatical gender)
    Almancada "köprü" dişi, İspanyolcada erkek cinsiyetlidir. Bu, köprüyü tarif ederken kullanılan sıfatları etkiler: Almanca konuşanlar "zarif, güzel" derken, İspanyolca konuşanlar "güçlü, uzun" der. Dil, nesnelere duygusal/atıfsal yük bindiren bir araç olur.
  5. Nesne ve suç atfetme
    İngilizce'de kazaları "fail" odaklı anlatırız ("John broke the vase"). İspanyolcada daha az ajan vurgusu vardır. Bu, olayları hatırlama ve suç atfetme biçimimizi etkiler.

Boroditsky'ye göre bunlar, dilin düşünceyi belirlediği değil, şekillendirdiğini gösterir. Farklı diller öğrenmek, yeni "araçlar" kazandırarak düşünceyi genişletir – tıpkı yeni bir alet kutusu edinmek gibi. O, bu çeşitliliği kutlar: "İnsan zihinleri tek bir bilişsel evren değil, 7.000 farklı evren icat etti" der (dünyada yaklaşık 7.000 dil olduğu için).Kısaca, Boroditsky relativizmi savunur: Dil düşüncemizi zenginleştiren, esnek bir araçtır; hapishane değil, özgürleştirici bir kutudur. Bu görüş, deneysel kanıtlarla desteklendiği için modern dilbilimde yaygın kabul görür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder