Gottlob Frege (1848-1925), aslen bir matematikçi ve mantıkçı olmasına rağmen, aritmetiğin mantığa indirgenebileceğini kanıtlama (mantıkçılık) çabası sırasında modern dil felsefesinin temellerini atmış en merkezi figürdür. Frege, analitik geleneğin "kurucu babası" olarak konumlandırılır ve geliştirdiği teoriler; Russell, Wittgenstein, Carnap, Davidson ve Dummett gibi diğer kilit düşünürlerin kuramlarını şekillendiren ana referans noktasıdır.
1. Mantıksal Devrim ve Dilin Yapısı
Frege’nin en büyük katkısı, Aristoteles’ten beri süregelen
özne-yüklem analizini terk ederek matematiksel fonksiyon-argüman analizini
dile uygulamasıdır.
• Doymuş ve Doymamış Varlıklar: Frege, özel isimleri
"doymuş" (saturated) nesneler olarak, yüklemleri ve fonksiyonları ise
tamamlanmayı bekleyen "doymamış" (unsaturated) kavramlar olarak
ayırır.
• Niceleme (Quantification): Geleneksel mantığın
açıklamakta zorlandığı "bütün" ve "bazı" gibi ifadeleri,
kavramlar arasındaki ilişkiler olarak mantıksal bir forma kavuşturmuştur. Bu
durum, dilin gramatik yapısı ile mantıksal formu arasındaki boşluğu ilk kez net
bir şekilde ortaya çıkarmıştır.
2. Anlam ve Gönderim Ayrımı (Sinn ve Bedeutung)
Frege'nin dil felsefesindeki en etkili kuramı, bir ifadenin
içeriğini Anlam (Sinn) ve Gönderim (Bedeutung) olarak ikiye
ayırmasıdır.
• Bilgilendirici Özdeşlikler: "Sabah
Yıldızı" ve "Akşam Yıldızı" aynı nesneye (Venüs) gönderimde
bulunur, ancak bu iki ifadenin anlamı (sunum kipi) farklıdır. Eğer bir ismin
tüm içeriği sadece gönderge olsaydı, "A=B" ifadesi "A=A"
kadar önemsiz olurdu; oysa Frege, anlam farkının bize yeni bilgiler sunduğunu
kanıtlamıştır.
• Cümle Düzeyinde Doğruluk: Frege’ye göre bir
cümlenin anlamı taşıdığı düşünce, gönderimi ise onun doğruluk
değeridir (Doğru veya Yanlış). Bu yaklaşım, modern semantikteki
"doğruluk koşullu anlam" teorilerinin öncüsüdür.
3. Kilit Düşünürlerle İlişkisi ve Etkisi
Frege’nin kuramları, kaynaklardaki diğer düşünürlerle
sürekli bir diyalog halindedir:
• Russell ile Çatışma: Bertrand Russell, Frege’nin
sistemindeki bir çelişkiyi (Russell Paradoksu) ortaya çıkararak mantıkçı
projeyi sarsmıştır. Ayrıca Russell, Frege’nin "Anlam" (Sinn)
kavramını gereksiz bulmuş; isimlerin doğrudan gönderimde bulunduğunu veya kılık
değiştirmiş betimlemeler olduğunu savunmuştur.
• Wittgenstein ve Tractatus: Erken dönem
Wittgenstein, dünyayı olguların bir toplamı olarak görürken Frege’nin mantıksal
yapı analizinden derinden etkilenmiştir.
• Davidson ve Doğruluk: Donald Davidson, Frege ve
Tarski’nin izinden giderek, anlamı açıklamak için doğruluk teorisini bir araç
olarak kullanmış; Frege'nin bileşimsellik (compositionality) ilkesini
(bütünün anlamı parçaların anlamı ve birleşim biçimiyle belirlenir) sisteminin
merkezine koymuştur.
• Dummett'ın Savunusu: Michael Dummett, dil
felsefesinin felsefenin temeli olduğu iddiasını Frege’ye dayandırır ve Fregeci
semantiği realizm/anti-realizm tartışmalarının kalbine yerleştirir.
4. Temel İlkeler: Bağlam ve Bileşimsellik
Frege, bir kelimenin anlamının ancak bir cümle bağlamında
sorulabileceğini savunan Bağlam İlkesi'ni ve karmaşık ifadelerin
anlamının parçalarından türetildiğini öne süren Bileşimsellik İlkesi'ni
miras bırakmıştır. Bu iki ilke, bugün hala "Anlam nedir?" sorusuna
verilen cevapların sınırlarını belirlemektedir.
Özetle; Frege, dili sadece bir iletişim aracı olarak
değil, nesnel düşüncelerin kavrandığı ve doğruluğun belirlendiği mantıksal bir
yapı olarak görerek felsefede "linguistik dönemeç"in kapısını
açmıştır.
Frege'nin dil felsefesindeki yerini bir matematiksel
işletim sistemine benzetebiliriz: Dilin yüzeyindeki belirsizliği (gramer),
alt plandaki kesin kodlara (mantık) indirgemeye çalışmış; biz bugün hala anlamı
tartışırken onun yazdığı bu temel kodların üzerinden işlem yapmaya devam
etmekteyiz.
Gottlob Frege’nin dil felsefesinde "doymuş" (saturated) ve "doymamış" (unsaturated) ifadeler arasındaki ayrım, onun matematiksel fonksiyon-argüman analizini dile uygulamasının temel bir sonucudur,. Bu ayrım, dildeki nesneler ile kavramlar arasındaki mutlak kategorik farkı ortaya koyar.
Bu iki kavram arasındaki temel farklar
şunlardır:
• Yapısal Tamlık ve Eksiklik: Frege’ye göre nesne
isimleri (özel isimler) "doymuş" varlıklardır, çünkü bu
ifadeler "eksiksiz" (complete) bir yapıya sahiptir. Buna karşın
kavram-sözcükleri veya fonksiyon ifadeleri "doymamış"
yapıdadır; yani bünyelerinde bir argüman teriminin gelmesi gereken
"boşluklar" barındırırlar.
• Dilsel Temsil: Doymuş bir ifade olan "Gottlob"
ismi tek başına bir nesneyi temsil ederken, doymamış bir ifade olan "x
insandır" fonksiyonu, 'x' değişkeninin işaret ettiği bir boşluk içerir.
Doğru biçimlendirilmiş bir cümlenin oluşturulabilmesi için doymamış bir kavram
ifadesinin, doymuş bir argüman terimiyle tamamlanması zorunludur.
• Ontolojik Statü: Bu ayrım sadece dilsel bir
adlandırma değil, aynı zamanda ontolojik bir iddiadır; Frege’ye göre kavramlar
bizzat "doymamış" varlıklardır ve bu özellikleri dilsel düzeydeki
doymamışlığı yansıtır. Nesneler ise kendi başlarına bütünlüğü olan, doymuş
varlıklar olarak bu kavramların "altına düşerler",.
• Fonksiyonel Değer: Bir fonksiyon (kavram), doymuş
bir argümana uygulandığında ortaya bir "değer" çıkar; bu değer
Frege’nin sisteminde cümlenin doğruluk değeridir (Doğru veya Yanlış),.
Kavramlar, nesneleri (doymuş girdileri) doğruluk değerleriyle (doymuş çıktılarla)
eşleştiren özel fonksiyon türleridir.
• Düzeyler Arasındaki İlişki: Nesnelerin altına
düştüğü birinci düzey kavramlar da, bu kavramların kendilerinin altına düştüğü
ikinci düzey kavramlar (örneğin varlık veya sayı bildirimleri) da doğası gereği
doymamıştır,. İkinci düzey kavramlar, birinci düzey kavramlardaki boşlukları
doldurarak veya onları sınıflayarak işlev görürler.
Özetle; doymuş ifadeler (nesneler) kendi başına tam
ve bağımsız birer birimken, doymamış ifadeler (kavramlar ve fonksiyonlar) ancak
bir nesneyle birleşerek bir bütün (cümle) oluşturabilen "parçalı"
yapılardır.
Bu ayrımı bir kimyasal bağa benzetebiliriz: Doymuş
ifadeler, kararlı ve başka bir şeye ihtiyaç duymayan atomlar gibidir; doymamış
ifadeler ise diğer atomlarla (nesnelerle) birleşerek bir molekül (anlamlı bir
cümle) oluşturmak zorunda olan, açık uçlu bağlara sahip radikaller gibidir.
Gottlob Frege'nin dil felsefesinde anlam (Sinn) ve
gönderim (Bedeutung) ayrımı, özel isimlerde olduğu gibi cümleler
düzeyinde de uygulanır ve sisteminin temelini oluşturur.
1. Cümlenin Anlamı (Sinn): Düşünce Frege'ye göre bir
cümlenin anlamı, o cümlenin ifade ettiği düşüncedir (thought),.
Buradaki "düşünce" kavramı, bireyin zihnindeki kişisel ve psikolojik
imgelerden farklı olarak, herkesçe erişilebilir ve paylaşılabilir olan nesnel
bir içeriği temsil eder,. Bir cümleyi anlamak, o ifadenin sunduğu düşünceyi
kavramaktır. Örneğin, "Sabah Yıldızı bir gezegendir" cümlesi,
"Akşam Yıldızı bir gezegendir" cümlesinden farklı bir düşünce ifade
eder; bu nedenle anlamları farklıdır.
2. Cümlenin Gönderimi (Bedeutung): Doğruluk Değeri
Bir cümlenin gönderimi ise o cümlenin doğruluk değeridir,. Frege,
cümleleri tıpkı özel isimler gibi "doymuş" ifadeler olarak görür ve
bu nedenle cümlelerin de nesnelere gönderimde bulunması gerektiğini savunur.
Ona göre:
• Doğru cümlelerin gönderimi "Doğru" (The True)
nesnesidir,.
• Yanlış cümlelerin gönderimi ise "Yanlış" (The
False) nesnesidir,.
Frege'nin bu yaklaşımına göre, bütün doğru cümleler aslında
aynı nesneyi (Doğru'yu) işaret eder. Eğer bir cümlenin parçalarından birinin
gönderimi değişirse (fakat anlamı aynı kalırsa), cümlenin bütünü de
gönderimini, yani doğruluk değerini değiştirebilir.
Özetle; bir cümlenin anlamı bize o cümlenin neyi
ifade ettiğini (bilgisel içeriği) gösterirken; gönderimi, cümlenin gerçeklik
karşısındaki nihai durumunu (doğruluğunu veya yanlışlığını) belirtir,.
Bir cümlenin anlamı, o cümleyi okuduğumuzda karşımıza çıkan manzaranın
kendisi (düşünce) iken; gönderimi, o manzaranın gerçek dünyaya uygun olup
olmadığını belirleyen "Evet" veya "Hayır" şeklindeki
doğruluk mührüdür.
Frege’nin "kavramsal içerik" olarak adlandırdığı temel yapı nedir?
Gottlob Frege’nin erken dönem çalışmalarında, özellikle 1879
tarihli Begriffsschrift (Kavramsal Notasyon) eserinde kullandığı "kavramsal
içerik" (conceptual content), bir ifadenin anlamının mantıksal
açıdan önemli olan kısmını temsil eder.
Kavramsal içeriğin temel özellikleri ve
işlevi şunlardır:
• Çıkarımsal İlişkiler: Kavramsal içerik, cümleler
arasındaki çıkarımsal ilişkileri belirleyen yapıdır. Frege için mantıksal
analizde asıl önemli olan, özne-yüklem ayrımı gibi gramatik özellikler değil,
bu içeriktir.
• Mantıksal Eşdeğerlik: İki cümle, ancak ve ancak
mantıksal olarak eş değerse (yani birinden çıkarılabilen her şey aynı
varsayımlar altında diğerinden de çıkarılabiliyorsa) aynı kavramsal içeriğe
sahiptir. Frege buna meşhur bir örnek verir:
1. "Plataea'da Yunanlılar
Persleri bozguna uğrattı."
2. "Plataea'da Persler
Yunanlılar tarafından bozguna uğratıldı." Bu iki cümle arasındaki gramatik
farkların (etken/edilgen yapı) mantıksal bir önemi yoktur; ikisi de aynı
içeriği paylaşır.
• Temsil Edilen Durum: Frege, bu içeriği temsil
edilen bir "durum" veya "şey durumu" (state
of affairs) olarak düşünmüştür. Cümlenin mantıksal anlamı, uygun bir fonksiyona
(kavram) uygulanan uygun bir argümanın (nesne) sonucu olarak ortaya çıkan bu
değerdir,.
• Kavramın Evrimi: Frege'nin erken döneminde
kullandığı bu tekil içerik yapısı, 1891'den sonraki çalışmalarında problemli
bulunmuş ve daha sonra meşhur Anlam (Sinn) ve Gönderim (Bedeutung)
ayrımına dönüşerek ikiye ayrılmıştır,.
Özetle; kavramsal içerik, dilin yüzey yapısındaki
süslemelerden arındırılmış, sadece doğru veya yanlış değerini belirlemeye ve
mantıksal çıkarım yapmaya yarayan saf düşünsel çekirdektir.
Bu yapıyı bir yemek tarifine benzetebiliriz: Tarifin
hangi dilde yazıldığı veya hangi kağıda basıldığı (gramatik yapı/tonlama)
yemeğin tadını (mantıksal sonucu) değiştirmez; içerik, yemeğin kendisini
(olayı/durumu) ve malzemelerin birbirini nasıl etkilediğini (mantıksal
ilişkileri) belirleyen asıl formüldür.
Dil Felsefesi, Derleyen Bary Lee, Fol yayınları, 2019
İçinde: Frege, Michael Beanney
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder