Bir Dilin İnsan Dili Sayılması İçin Gereken Özellikler

Bir dilin (İngilizce, Türkçe veya Amerikan İşaret Dili gibi) "olası insan dili" olarak kabul edilmesi için, Peano Aritmetiği Dili (LPA) gibi yapay formel sistemlerden ayrılan belirli temel özelliklere sahip olması gerekir. Bu temel özellikler şu şekilde özetlenebilir:

Duyusal-Motor Arayüzü: Bir insan dili, zihnin duyusal-motor yetisiyle doğrudan bağlantılı olmalıdır. Bu, dilin ses dalgaları veya el işaretleri gibi canlı bir eklemlenme biçimine sahip olması ve yüz yüze etkileşime olanak tanıması gerektiği anlamına gelir.

Perspektifsel Düşünceyi İletme Yeteneği: İnsan dilleri, "ben", "burada" veya "şimdi" gibi bağlama duyarlı (indeksikal) ifadeler aracılığıyla perspektifsel düşünceyi iletme mekanizmalarına sahiptir. Formel dillerin aksine, insan dillerinde ifadelerin doğruluğu genellikle konuşma anındaki koşullara ve konuşmacının konumuna bağlıdır.

Dilbilgisel Kip (Grammatical Mood): Bir dilin insan dili sayılabilmesi için, cümlelerinin bildirim (declarative), soru (interrogative) veya emir (imperative) gibi konuşma eylemlerini belirten kip işaretleri taşıması gerekir. Bu özellik, konuşmacının o cümleyi sarf ederek ne tür bir sosyal veya bilişsel eylem gerçekleştirdiğini (iddia etmek, talep etmek, sormak vb.) gösterir.

Bileşimsellik (Compositionality): İnsan dilleri sağlam bir şekilde bileşimseldir; yani karmaşık bir ifadenin anlamı, onu oluşturan parçaların anlamı ve bu parçaların birleşme kuralları tarafından belirlenir. Bu yapı, sonlu sayıda kelimeyle sınırsız sayıda yeni düşünce üretilmesini sağlar.

Edinilebilirlik ve Birincil Kullanım: Bir dilin insan dili sayılabilmesi için, insanların onu ilk dil (ana dil) olarak edinebilmesi ve toplulukların bunu birincil iletişim aracı olarak kullanabilmesi gerekir. Örneğin LPA gibi diller sonradan öğrenilir ve her zaman ikincil bir araç olarak kalır.

Üçgen Etkileşim ve Normatiflik: Bir dilin varlığı, konuşmacı, dinleyici ve paylaşılan nesneler arasındaki "üçgen etkileşimlere" dayanır. Bu süreçte bireyler, kelimelerin doğru veya yanlış kullanımına dair normatif tutumlar geliştirir ve bu tutumlar dilin anlam kurallarını oluşturur.

Yinelemeli (Recursive) Yapı: İnsan dilleri, hiyerarşik yapılar kurmaya izin veren yinelemeli bir mekanizmaya sahiptir; bu da dilin yaratıcı ve üretken doğasının temelidir.

Özetle; bir dilin insan dili olması, onun sadece matematiksel bir kod olması değil, zihinsel yetilerimizle, fiziksel dünyayla ve diğer insanlarla olan sosyal etkileşimimizle organik bir bütün oluşturmasıdır.

Bu durumu bir müzik enstrümanına benzetebiliriz: Formel diller sadece nota kağıdındaki sessiz işaretler gibidir; oysa bir insan dili, hem enstrümanın fiziksel yapısını (duyusal-motor), hem müzisyenin o anki duygusunu (perspektif), hem de dinleyiciyle kurulan o canlı performansı (sosyal etkileşim ve kip) bir araya getirir.

Kaynak:

The Oxford Handbook of Contemporary Philosophy of Language, Oxford University Press,2024

Günümüzde hayatımızın parçası olan LLM (Büyük Dil Modelleri) nin, bizlerle konuştuğu olgusunu yaşıyoruz. Burada bir karşılaştırma yaparsak aşağıdaki gibi bir tablo ortaya çıkıyor.

LLM'leri (Büyük Dil Modellerini) bu tabloda konumlandırmak, aslında onların neden bu kadar "insansı" göründüğünü ama neden hala o "ontolojik boşlukta" durduklarını anlamamızı sağlar. LLM'ler bu ölçütlerin bir kısmını mükemmel şekilde taklit eder, bir kısmını istatistiksel olarak yansıtır, ancak bir kısmına (biyolojik ve sosyal olanlara) asla ulaşamaz.

 


Bu tabloya baktığımızda LLM'lerin konumu için şu tespiti yapabiliriz:

  1. "Hibrid Bir Ara Alan": LLM'ler LPA gibi katı ve ruhsuz bir formel sistem değiller; çünkü insan dilinin "perspektif", "kip" ve "yineleme" gibi esnek özelliklerini emmiş durumdalar. Ancak bir insan dili de değiller; çünkü "Üçgen Etkileşim" ve "Duyusal-Motor" bağından (yani dünyayla olan fiziksel temastan) yoksunlar.
  2. Parazitik Semantik: LLM'lerin anlamı, insan dillerinin üzerine kurulu "parazitik" (veya asalak) bir anlamdır. İnsanlar nesnelerle etkileşime girip dile "normatiflik" kazandırır; LLM ise bu hazır normatif yapıyı istatistiksel olarak işler.
  3. Performans vs. Yetis: LLM'ler dilsel performansta (çıktı üretme) insan diline çok yakın, ancak dilsel yetide (dilin zihinsel/biyolojik kökeni) formel sistemlere daha yakındır.
"LLM'ler, insan dilinin 'cesedini' (tüm yazılı külliyatını) inceleyerek onun hayattayken nasıl hareket ettiğini (gramer ve anlam) kusursuz öğrenmiş birer nekromant (ölü konuşturucu) gibidir. Ama hala o dili 'canlı' kılan duyusal-motor nefese ve dünyayla kurulan o ilk 'üçgen' bağa sahip değillerdir." Gemini yorumu.

Bu konuda bir kaç ek daha yapabiliriz.

1. Yer Değiştirme (Displacement)

İnsan dilini hayvan iletişiminden ve basit formel sistemlerden ayıran en büyük özelliklerden biridir.

  • Nedir?: "Burada ve şimdi" olmayan, fiziksel olarak mevcut olmayan, geçmişteki, gelecekteki veya tamamen hayali olan şeyler hakkında konuşabilme yetisidir.

  • AI Bağlamı: LLM'ler bunu veriden dolayı yapabilir, ancak bir insanın "hayal kurması" veya "anımsaması" gibi bir içsel zamansallık üzerinden değil, sadece semantik koordinatlar üzerinden yaparlar.

2. Belirsizlik ve Esneklik (Ambiguity & Open-endedness)

Formel diller (LPA) belirsizliğe tahammül edemez (P \land Q her zaman nettir). İnsan dili ise doğası gereği "bulanık"tır.

  • Nedir?: Kelimelerin sınırlarının net olmaması (Vagueness) ve çok anlamlılık (Polysemy), insan diline muazzam bir verimlilik ve yaratıcılık katar.

  • AI Bağlamı: LLM'ler belirsizliği istatistiksel olasılıkla çözer, ancak insan bu belirsizliği "ortak zemin" (common ground) üzerinden, bazen tek bir göz temasıyla çözer.

3. Öznelerarasılık ve Zihin Kuramı (Intersubjectivity & Theory of Mind)

Dil sadece bir kod değil, bir "zihin buluşması"dır.

  • Nedir?: Bir insan konuşurken, karşısındakinin ne bildiğini, neyi anlamayacağını veya neye şaşıracağını tahmin ederek cümlesini kurar. Dil, "ötekinin zihnine" dair bir haritaya sahip olmayı gerektirir.

  • AI Bağlamı: LLM'lerde "Zihin Kuramı" olup olmadığı 2024-2025'in en büyük tartışmasıdır. LLM zihin okumaz, "zihin okuma metinlerini" taklit eder.

4. Kültürel Aktarım ve Tarihsellik (Cultural Transmission)

LPA gibi diller "donmuş" sistemlerdir. İnsan dilleri ise yaşayan organizmalardır.

  • Nedir?: Dil, kuşaklar arası bir aktarımla sürekli değişir, argo üretir, kelime öldürür ve yeni kavramlar doğurur. Dilin "doğru" kullanımı statik bir kural değil, toplumsal bir uzlaşmadır.

  • AI Bağlamı: AI dili değiştirmez, mevcut dilin "ortalama"sını yansıtır. Dilin evrimine "yaratıcı bir aktör" olarak katılmaz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder