Dartmouth College'da felsefe profesörü olan Amie Thomasson, çağdaş metafizik, fenomenoloji ve sanat felsefesinin en etkili isimlerinden biridir. Rudolf Carnap’ın mirasını 21. yüzyıla taşıyan "Neo-Carnapçı" ekolün lideridir.
1. "Kolay Ontoloji" (Easy Ontology) Nedir?
Thomasson’ın en büyük devrimi, metafiziksel soruların
çoğunun aslında "kolay" olduğunu savunmasıdır. Ona göre, bir şeyin
(örneğin bir masanın) var olup olmadığını anlamak için derin ontolojik
araştırmalara gerek yoktur.
- Uygulama
Koşulları (Application Conditions): Bir kavramın (örneğin
"sayı" veya "masa") dile nasıl dahil edildiğine
bakmalıyız. Eğer o kavramı kullanmak için gereken koşullar (parçaların bir
arada durması vb.) yerindeyse, o nesne "vardır" demektir.
- Sonuç:
"Masa var mıdır?" sorusu bir metafizik bilmecesi değil, dil
kurallarını bilmekle ve dünyaya bakmakla (empirik gözlemle) çözülecek
kadar basit bir sorudur.
2. Deflasyonist (Hafifletilmiş) Metafizik
Thomasson, "Ciddi Metafizikçilerin" (Sider gibi)
metafiziği gereğinden fazla zorlaştırdığını savunur.
- Meta-Metafiziksel
Duruş: Metafiziksel tartışmaların (örneğin "Tümeller var
mı?" veya "Parçalar birleşir mi?") çoğunun aslında
kavramsal kafa karışıklıklarından kaynaklandığını söyler.
- Analitik
Yaklaşım: Eğer kavramlarımızı doğru analiz edersek, ontolojik
soruların cevaplarının ya dil kurallarında ya da bilimsel gerçeklerde
zaten mevcut olduğunu görürüz.
3. Yapay Nesneler ve Sosyal Metafizik (Artifacts)
Thomasson’ın uzmanlık alanlarından biri de "Artifacts"
(İnsan yapımı nesneler) felsefesidir.
- Masalar,
sandalyeler veya sanat eserleri kuarklar kadar "temel"
olmayabilir, ancak Thomasson'a göre onlar yine de gerçektir.
- Bir
nesnenin "gerçek" olması için fiziksel bir temel taştan
(simples) ibaret olması gerekmez; insan niyetiyle bir işlev yüklenmiş
olması, o nesneyi metafiziksel olarak meşru kılar.
4. Sider ile Düello
Thomasson, atlasımızdaki Theodore Sider’ın tam
zıttıdır:
- Sider:
Gerçekliğin "derin" bir yapısı vardır ve onu ancak çok teknik
bir dille (Ontologca) çözebiliriz.
- Thomasson:
Gerçeklik, bizim kavramlarımızın dünyaya nasıl uygulandığıyla ilgilidir.
Metafizikçinin görevi "dünyayı eklemlerinden ayırmak" değil,
kavramlarımızın sınırlarını netleştirmektir.
Temel Yapıtları:
- Ontology
Made Easy (Ontolojiyi Kolaylaştırmak - 2015)
- Ordinary
Objects (Sıradan Nesneler - 2007)
- Fiction
and Metaphysics (Kurgu ve Metafizik - 1999)
Amie Thomasson’ın "Kolay Ontoloji" (Easy
Ontology) yaklaşımı, Kit Fine gibi düşünürlerin savunduğu "Temellendirme"
(Grounding) odaklı "ağır" metafiziğe karşı köklü bir metodolojik
itiraz sunar. Thomasson’ın itirazının merkezinde, varlık sorularının aslında
göründüğü kadar "derin" veya "ağır" olmadığı düşüncesi
yatar.
Thomasson’ın Kit Fine'ın teorisine sunduğu temel itirazlar
şu şekilde özetlenebilir:
• Varlık Sorularının Trivialleşmesi (Hafiflemesi):
Fine, metafiziğin asıl sorusunun "Ne var?" (niceleyici soru) değil,
"Neyin gerçek olduğu" (ontolojik soru) olduğunu savunur ve var olan
şeylerin hangilerinin temel (fundamental) olduğunu sorgular. Thomasson
buna itiraz ederek, bir nesnenin varlık koşullarının o nesneyi tanımlayan
kavramın (sortal) uygulama koşullarına bağlı olduğunu belirtir. Örneğin,
"parçacıklar masa şeklinde dizilmiştir" önermesi doğruysa, bu durum
"masa vardır" önermesini analitik olarak gerektirir. Thomasson
için bu noktada soru bitmiştir; masanın "gerçekten" var olup olmadığı
veya başka bir şeyi "temellendirip temellendirmediği" gibi bir
"derin" soruya ihtiyaç yoktur.
• "Cevaplanamaz Sorular" ve Sözde-Kavramlar:
Thomasson, Fine’ın "gerçeklik" veya "dünyanın asli
bileşeni" gibi kavramlarının, herhangi bir uygulama koşulu (application
conditions) içermediğini savunur. Thomasson’a göre, bir terimin uygulama koşulu
yoksa, o terimi içeren bir varlık sorusu (örneğin: "Masa sadece bir kurgu
mudur yoksa gerçek bir bileşen midir?") cevaplanamaz bir pseudo-sorudur.
Bu, Fine'ın ağır metafiziksel projelerini dilden kopuk ve anlamsız birer uğraş
olarak nitelendirmek anlamına gelir.
• Kavramsal Analiz vs. Metafiziksel Keşif: Fine,
temellendirme ilişkilerini dünyanın derin yapısında keşfedilmesi gereken nesnel
gerçekler olarak görür. Thomasson ise metafizikçinin işinin "dünyanın asli
yapısını keşfetmek" değil, dildeki kavramsal kuralları ve bu kuralların
ontolojik sonuçlarını açık hale getirmek (conceptual analysis) olduğunu
savunur. Ona göre Fine, dilsel birer kural olan şeyleri dünyanın
"ağır" birer parçası sanarak kategorik bir hata yapmaktadır.
• Niceleme ve "Ontologese" İtirazı: Fine ve
Sider gibi ağır metafizikçiler, bazen günlük dilden kaçmak için
"Ontologese" denilen teknik bir dil kullanarak "gerçekten var
olanı" bulmaya çalışırlar. Thomasson, bu teknik dildeki niceleyicilerin
(quantifi ers) bile en nihayetinde doğal dildeki (nesne, şey gibi) temel
terimlere dayanmak zorunda olduğunu ve bu terimlerin de sortal-nötr (türden
bağımsız) kullanıldıklarında anlamsızlaştığını belirterek bu yöntemi reddeder.
Özetle; Thomasson için Fine’ın
"temellendirme" arayışı, kuralları önceden belirlenmiş bir oyunda
kuralların ötesinde "meta-gerçekler" aramaya benzer ve bu durum
Fine'ın sorularını ya trivial (önemsiz) ya da anlamsız kılar.
Analoji: Bu durumu bir kütüphane envanterine
benzetebiliriz: Thomasson için kütüphanede "kitap" vardır
çünkü raflarda ciltli kağıtlar bulunmaktadır ve kütüphane kuralları bunlara
kitap demektedir; envanter kuralları karşılandığı an tartışma biter. Kit
Fine ise envanterin doğruluğunu kabul etse de rafların önünde durup şu
"ağır" soruyu soran kişidir: "Evet, kurallara göre kütüphanede
10.000 kitap var ama bu kitaplar kütüphane binasını mı temellendiriyor, yoksa
kütüphane mi kitaplar için bir temel? Hangisi gerçekten orada?"
Thomasson için bu soru kütüphane yönetmeliğinin dışına taşan ve cevabı olmayan
bir karmaşadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder